Ana Sayfa Blog Sayfa 10

USB Type-C Kalkıyor mu? Avrupa Birliği’nde Elektronik Cihaz Şarj Standartları Değişiyor

0
Avrupa Birliği'nde Elektronik Cihaz Şarj Standartları Değişiyor USB Type-C Dönemi Bitiyor mu
Avrupa Birliği'nde Elektronik Cihaz Şarj Standartları Değişiyor USB Type-C Dönemi Bitiyor mu

Avrupa Birliği’nde, 28 Aralık 2024 tarihinden itibaren, satılan tüm cep telefonları, tabletler ve kameralar için standart USB Type-C şarj kablosu kullanma zorunluluğu getirilmiştir. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, 27 Haziran’da Avrupa Parlamentosu’na şarj aletlerinin elektronik cihazlarda tek tip şekilde üretilmesini öngören yasa tasarısını sunmuştu.

Yapılan açıklamaya göre, bu tasarı üye devletler tarafından 2024 itibarıyla uygulanacaktır.

2024 yılı sonuna kadar AB’de satılan tüm cep telefonları, tabletler ve kameraların USB Type-C şarj bağlantı noktası ile donatılması gerekecektir. Bu, tüketicilere, cihaz markasından bağımsız olarak herhangi bir USB-C şarj kablosuyla cihazlarını şarj etme imkanı tanıyacaktır.

28 Aralık 2024 İtibariyle Yürürlüğe Girecek Yasa Tasarısı

Avrupa Birliği'nde Elektronik Cihaz Şarj Standartları Değişiyor USB Type-C Dönemi Bitiyor mu
Avrupa Birliği’nde Elektronik Cihaz Şarj Standartları Değişiyor USB Type-C Dönemi Bitiyor mu

Apple, geçtiğimiz yıl eylül ayında tanıttığı iPhone 15 modellerinde USB-C şarj girişini kullanarak bu standarta uyum sağlamıştı.

2026 baharından itibaren bu standart, dizüstü bilgisayarları da kapsayacak. Salı günü genel kurulda 602 lehte, 13 aleyhte ve 8 çekimser oyla kabul edilen yeni yasa, atıkları azaltmaya yönelik hayata geçirilmiştir. Yeni kurallara göre tüketiciler, her yeni cihaz satın aldıklarında farklı bir şarj cihazına ihtiyaç duymayacaklar.

Üreticiden bağımsız olarak, kablolu kabloyla şarj edilebilen tüm yeni cep telefonları, tabletler, dijital kameralar, kulaklıklar, el tipi video oyun konsolları, taşınabilir hoparlörler, e-okuyucular, klavyeler, fareler, taşınabilir navigasyon sistemleri, kulaklıklar ve dizüstü bilgisayarlar, USB Type-C şarj kablosu kullanarak şarj edilecektir.

Hızlı şarjı destekleyen tüm cihazlar, aynı şarj hızına sahip olacak ve kullanıcılar, cihazlarını uyumlu herhangi bir şarj cihazıyla aynı hızda şarj etme avantajına sahip olacaklardır.

Biyo-Robotlar, Yaraları İyileştirme Potansiyeliyle Bilimde Fırtınalar Estiriyor!

0
Biyo-Robotlar, Yaraları İyileştirme Potansiyeliyle Bilimde Fırtınalar Estiriyor!
Biyo-Robotlar, Yaraları İyileştirme Potansiyeliyle Bilimde Fırtınalar Estiriyor!

Hem elektrik hem de manyetik alanları kullanarak gezinmek için tek bir biyolojik hücre boyutunda bir mikro robot geliştirildi ve tek bir hücreyi tanımlayıp yakalayarak çok çeşitli uygulamaların kapısını açıyor.

Bilim dünyasında çığır açan bir çalışma, tıp alanında devrim niteliğindeki bir gelişmeyi ortaya koydu. Bu önemli çalışma, insan hücreleri temel alınarak laboratuvarda üretilen mikroskopik biyo-robotlar aracılığıyla, gelecekte yaraların iyileştirilmesi ve hatta zarar görmüş dokuların onarılabilmesi potansiyelini beraberinde getiriyor.

Biyo-Robotlar, Yaraları İyileştirme Potansiyeliyle Bilimde Fırtınalar Estiriyor!
Biyo-Robotlar, Yaraları İyileştirme Potansiyeliyle Bilimde Fırtınalar Estiriyor!

Yapılan araştırmada, insan hücrelerinden türetilen ve özel olarak tasarlanan biyo-robotlar, hücresel düzeyde etkileşimde bulunabilme yeteneğine sahip. Bu mikroskobik yapılar, özellikle yara iyileşmesi ve hasarlı dokuların regenerasyonu gibi tıbbi alanlarda umut verici bir role sahip olabilir.

Çalışmanın lideri, bu biyo-robotların gelecekte cerrahi müdahalelere alternatif olabileceğini ve hücresel seviyede onarımları gerçekleştirerek tıpta yeni bir dönemin kapısını aralayabileceğini belirtiyor. Bu teknolojik ilerleme, özellikle kronik yaraların tedavisi ve organ nakilleri gibi alanlarda çözüm sunma potansiyeli taşıyor.

Biyo-Robotlar, Yaraları İyileştirme Potansiyeliyle Bilimde Fırtınalar Estiriyor!
Biyo-Robotlar, Yaraları İyileştirme Potansiyeliyle Bilimde Fırtınalar Estiriyor!

Bu bağlamda, insan hücrelerinden türetilen biyo-robotlar, tıp dünyasında heyecan uyandıran bir geleceğe işaret ediyor. Bu inovatif teknoloji, ilerleyen süreçte daha fazla araştırma ve geliştirmeyle birlikte, insan sağlığına dair çeşitli sorunlara çözümler sunabilecek bir potansiyele sahip olabilir.

Yaşasın Gelenek: Teknolojiye Meydan Okuyan 81 Yaşındaki Kilim Ustası Teknolojiye Direniyor!

0
Yaşasın Gelenek Teknolojiye Meydan Okuyan 81 Yaşındaki Kilim Ustası Teknolojiye Direniyor!
Yaşasın Gelenek Teknolojiye Meydan Okuyan 81 Yaşındaki Kilim Ustası Teknolojiye Direniyor!

Gaziantep’in tarihi ve kültürel zenginliklerini yansıtan Elbir, kendi elleriyle dokuduğu kilimleriyle bu mirası gelecek nesillere aktarmak istiyor. Her bir kilimde emeği ve deneyimi bulunan Yaşar Elbir, ustalıkla işlediği desenlerle özgün eserler ortaya çıkarıyor.

81 yaşındaki kilimci, yurtiçi ve yurtdışındaki müşterilere yönelik üretim yaparak el emeğiyle yapılmış kilimleri pazarlıyor. Her bir kilim, sadece bir ürün olarak değil, aynı zamanda Gaziantep’in kültürel dokusunu taşıyan bir sanat eseri olarak öne çıkıyor.

Yaşar Elbir’in azim dolu yaşam hikayesi, sadece kilim dokuma sanatının devamını sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda geleneksel el sanatlarının teknolojiye karşı nasıl ayakta durabileceğine dair de bir örnek sunuyor. Elbir’in el emeğiyle ürettiği kilimler, hem sanatseverlerin ilgisini çekiyor hem de kültürel bir mirası yaşatma amacını taşıyor.

Elbir, 3 metrekarelik dükkanında dokuduğu el emeği kilimlerini yurtdışına da ihraç ettiğini söyleyerek, “Mesleğin ölmesini istemiyorum. Öğrenmek isteyen herkesi buraya bekliyorum” dedi.

Yaşasın Gelenek Teknolojiye Meydan Okuyan 81 Yaşındaki Kilim Ustası Teknolojiye Direniyor!

“Yurtdışına çok satış yapıyorum”

Gaziantep’e özgü kilimlerin yurt dışından çok fazla talep gördüğünü belirten Elbir, “1995 yılından bu yana kilim ustasıyım. Bu kilimler yere açılır. Halıların üzerine tekrar açılır. El sanatı olduğu için duvara, masa üstüne asılır. Yurt dışına çok satış yapıyorum. Almanya, İngiltere, Fransa, Amerika ve Çin’e satış yapıyoruz” dedi.

” Osmanlı‘dan günümüze devam eden kültür”

Köklü geçmişe sahip kilimcilik mesleğinin Osmanlı’dan günümüze kadar devam ettiğini aktaran Elbir, “Ben yaşım yettiği kadar kilimcilik mesleğini devam ettireceğim. Öğrenmek isteyen varsa gelsin öğretelim. Mesleğin ölmemesi için devamlılık şart. Kilimlere talep çok fazla. Önemli olan iş yapabilmek. Gaziantep’te kilimcilik mesleğini yapan sadece benim. Elimden geldiği kadar çalışıyorum ama ben de yetiştiremiyorum. Gücüm yettiği kadar çalışıyorum” ifadelerini kullandı.

Kilim fiyatlarına da değinen Elbir, “Kilimler 300 – 650 TL arasında değişiyor. Kilimin uzunluğuna göre değişiyor fiyatlar” ifadelerine yer verdi.

“Makineler yüzlerce yapıyor ben bir tane yapıyorum”

Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin el emeğinin daha kıymetli olduğunu söyleyen Elbir, “Makineler yüzlerce yapıyor ben bir tane yapıyorum. Teknolojiyle yarışamıyorum. Ama teknoloji ne kadar iyi olursa olsun vatandaşlar benim kilimimden vazgeçemiyor. Makine ürünü kilim alınsa bile üzerine serilmek için benim kilimlerim alınıyor. Çünkü el emeği daha kıymetli oluyor” şeklinde konuştu.

” Antalya‘dan bu kilim için geldim”

Antalya‘dan Gaziantep’e gezmek amacıyla gelen müşteri Elif Karaman ise Antep kilimini ve diğer ürünleri çok beğendiğini belirterek, “Çok mutlu oldum böyle bir yeri gördüğüm için. Çok da güzel. Ben Antalya’dan geldim. Burası çok otantik bir yer. Çok hoş, biz kadınlar için de kaçınılmaz bir fırsat” şeklinde konuştu.

Dispepsi Hastalığına Son | İşte Çaresi…

0
Dispepsi nedir, belirtileri neler Dispepsi tedavisi nasıl yapılır
Dispepsi nedir, belirtileri neler Dispepsi tedavisi nasıl yapılır

Dispepsi: Midenin Sessiz Çığlığı

Sindirim sistemi üzerinde etkisiyle bilinen dispepsi, mide ve üst bağırsakta ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Yağlı yemekler, baharatlı tatlar, stres ya da bazı ilaçlar gibi çeşitli faktörlerin tetiklediği dispepsi, mide ağrısı, mide ekşimesi, gaz, şişkinlik ve doymuşluk hissi gibi belirtilerle karşımıza çıkar.

Kapı Arkasında Gizli Tehlike: Dispepsi

Dispepsi, genellikle üst karın bölgesinde rahatsızlık, ağrı ve sindirim sorunlarıyla karakterize edilen bir sindirim sistemi rahatsızlığıdır. Bu durum, sık karşılaşılan bir sorun olup günlük yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir. Dispepsi belirtileri arasında karın ağrısı, hazımsızlık, mide yanması, gaz problemleri ve iştah kaybı yer alır.

Dispepsi Belirtileri ve Çözümleri

Karın Ağrısı: Genellikle üst karın bölgesinde hissedilen rahatsızlık ve ağrı.

Hazımsızlık: Yemek yedikten sonra ağırlık, şişkinlik veya dolgunluk hissi.

Mide Yanması: Mide asidinin yemek borusuna geri kaçması sonucu ortaya çıkan yanma hissi.

Gaz Problemleri: Karında şişkinlik, gaz ve rahatsızlık hissi.

Mide Bulantısı ve Kusma: Bazı durumlarda mide bulantısı ve kusma görülebilir.

İştah Kaybı: Yemek yemeye karşı ilginin azalması.

Dispepsi tedavisi, yaşam tarzı değişiklikleriyle başlar. Yavaş yemek yeme, küçük porsiyonlarla beslenme ve yatmadan önce ağır yemeklerden kaçınma, mideyi rahatlatmaya yönelik basit ama etkili adımlardır. Ayrıca, doktor önerisiyle kullanılan antiasitler, proton pompası inhibitörleri ve anti-gaz ilaçları, dispepsiye karşı alınan tedavi yöntemleri arasında yer alır. Psikolojik destek, stres kaynaklı dispepsi durumlarında önemli bir rol oynayabilirken, Helicobacter pylori bakterisinin neden olduğu mide iltihapları için antibiyotik tedavisi önerilebilir. Dispepsiyi kontrol altına almak, bireylerin sağlıklı bir yaşam sürmelerine katkı sağlayabilir.

Dispepsi tedavisi için başvurulan yöntemler arasında diyet ve yaşam tarzı değişiklikleri öne çıkar. Midenin rahatlamasına yardımcı olmak için yavaş yemek yeme, küçük porsiyonlarla beslenme ve yatmadan önce ağır yemeklerden kaçınma önerilmektedir. Ayrıca, doktor önerisiyle kullanılan antiasitler, proton pompası inhibitörleri ve anti-gaz ilaçları da dispepsi tedavisinde kullanılan yöntemler arasında yer alır. Psikolojik destek, stres kaynaklı dispepsi durumlarında etkili bir destek sağlayabilirken, Helicobacter pylori bakterisinin neden olduğu mide iltihapları için antibiyotik tedavisi önerilebilir. Dispepsi, doğru tanı ve uygun tedavi yöntemleriyle kontrol altına alınabilir, böylece bireyler sağlıklı bir yaşam sürme yolunda adım atabilirler.

Sokak Hayvanları İçin Çok İyi Haber: Çöp Değil, Can! Bursa’da Atık Yemeklerden Doğan Kedi ve Köpek Mamaları, Şehri Sarıp Sarmalıyor!

0
Sokak Hayvanları İçin Çok İyi Haber Çöp Değil, Can! Bursa'da Atık Yemeklerden Doğan Kedi ve Köpek Mamaları, Şehri Sarıp Sarmalıyor!
Sokak Hayvanları İçin Çok İyi Haber Çöp Değil, Can! Bursa'da Atık Yemeklerden Doğan Kedi ve Köpek Mamaları, Şehri Sarıp Sarmalıyor!

Bu çığır açan girişim, Bursa’nın kalbinde atıyor ve sadece atık maddeleri değil, aynı zamanda toplumun kalbindeki sevgiyi ve sorumluluğu da yeniden canlandırıyor. Yaratıcı bir çözümle atık gıda maddeleri, şehirdeki yüzlerce sokak hayvanına hayat veren özel bir meseleye dönüşüyor.

Yıldırım Belediyesi’nin Sıfır Atık ve İklim Değişikliği Müdürlüğü tarafından yürütülen bu proje, 8 ay önce start aldı ve bugüne kadar 45 ton atık yemek, sadece 24 ton kedi ve köpek mamasına dönüşerek geri döndü! Üretilen bu özel mamalar, adeta bir sanat eseri gibi hazırlanan billboardlarda şehirdeki hayvanseverleri bekliyor. Sokak hayvanlarını beslemek isteyen vatandaşlar, paketlenmiş mamaları alarak bu benzersiz projeye destek oluyorlar. Bursa’nın bu sıra dışı girişimi, sadece atık gıda değil, aynı zamanda toplumun bir arada durma gücünü ve şefkatini de simgeliyor.

Bursa’da, fabrikalardan, kamu hastanelerinden, öğrenci yurtlarından ve lokantalardan toplanan fazla yemekler, Yıldırım Belediyesi tarafından kurulan Mama Üretim Tesisi’nde kedi ve köpek mamalarına dönüştürülmektedir. Haftada 2 ton atık yemekten üretilen mamalar, paketlenmiş olarak billboardlara asılarak sokak hayvanlarını beslemek isteyen vatandaşlar tarafından satın alınmaktadır.

Bursa Yıldırım Belediyesi, Sıfır Atık ve İklim Değişikliği Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Mama Üretim Tesisi’nde haftalık olarak toplanan 2 ton yemek atığı, kedi ve köpeklerin tüketebileceği hazır mamaya dönüştürülmektedir. Fabrikalardan, kamu hastanelerinden, öğrenci yurtlarından ve lokantalardan toplanan gıda atıkları işlenerek mama haline getirilir ve sonrasında paketlenir.

Üretilen mamalar, Veteriner İşleri Müdürlüğü’nün yürüttüğü çalışmalar aracılığıyla öncelikle Yıldırım Hayvan Barınağı ve ardından diğer odak noktalarına iletilir, böylece hayvanseverlerin erişimine sunulur. Proje, 8 ay önce başlamış olup bugüne kadar 45 ton yemek atığından 24 ton kedi ve köpek maması üretmiştir. Oluşturulan mamalar, paketlenmiş halde billboardlara asılarak sokak hayvanlarını beslemek isteyenler tarafından satın alınmaktadır.

Sokak Hayvanları İçin Çok İyi Haber Çöp Değil, Can! Bursa'da Atık Yemeklerden Doğan Kedi ve Köpek Mamaları, Şehri Sarıp Sarmalıyor!
Sokak Hayvanları İçin Çok İyi Haber Çöp Değil, Can! Bursa’da Atık Yemeklerden Doğan Kedi ve Köpek Mamaları, Şehri Sarıp Sarmalıyor!

‘SIFIR ATIK PROJELERİNE DESTEK VERİYORUZ’

Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Bursa’ya kazandırdıkları Mama Üretim Tesisi ile hem israfı önlediklerini hem de sokak hayvanlarının beslenme ihtiyaçlarını karşıladıklarını belirterek, Cumhurbaşkanımızın kıymetli eşi Emine Erdoğan Hanımefendinin himaye ettikleri sıfır atık çalışmalarına, biz de Yıldırım Belediyesi olarak 12 farklı proje ile destek veriyoruz. Bu projelerimizden bir tanesi de kompost ve mama üretim tesisimiz. Kompost Tesisi’mizde pazar atıklarından organik gübre üretiyor, çiftçilerimize ve kadın kooperatiflerimize dağıtımlarını gerçekleştiriyoruz. Mama Üretim Tesisimiz ile birlikte de çeşitli fabrikalardan, lokantalardan, öğrenci yurtlarından topladığımız atık yemekleri burada kedi ve köpek maması olarak üretiyoruz. Hem kendi hayvan barınağımızda bunları değerlendiriyoruz hem de evinde can dostları besleyen kıymetli hemşehrilerimizle bu mamaları paylaşıyoruz dedi.

‘FARKINDALIK OLUŞTURMAK İSTEDİK’

Ürettikleri kedi ve köpek mamalarını, ‘Can dostlarımız için biz ürettik. Gelin hep birlikte dağıtalım’ sloganıyla billboardlara asarak farkındalık oluşturmayı amaçladıklarını söyleyen Yılmaz, Bugün de ilçemizin farklı noktalarında billboardlara kedi ve köpek mamaları asarak farkındalık oluşturmayı hedefledik. ‘Can dostlarımız için biz ürettik, gelin birlikte dağıtalım’ diyoruz. Aslında biz billboardları reklam amacıyla kullanırız. Bugün bir farklılık yaptık. Billboardlarımıza ürettiğimiz kedi ve köpek mamalarını astık. İsteyen hemşehrilerimiz gelip, buradan alıp, can dostlarımız için paylaşsınlar istedik diye konuştu.

Sokak Hayvanları İçin Çok İyi Haber Çöp Değil, Can! Bursa'da Atık Yemeklerden Doğan Kedi ve Köpek Mamaları, Şehri Sarıp Sarmalıyor!
Sokak Hayvanları İçin Çok İyi Haber Çöp Değil, Can! Bursa’da Atık Yemeklerden Doğan Kedi ve Köpek Mamaları, Şehri Sarıp Sarmalıyor!

‘ÖZELLİKLE KIŞ AYLARINDA YEMEK VE SU ÇOK ÖNEMLİ’

Projeden duyduğu memnuniyeti ifade eden hayvansever Sadiye Tüfekçi, öğretmen olduğunu ve öğrencilerine sürekli hayvan sevgisi aşıladığını belirterek Sokaklarda, öğrencilerimle birlikte hayvanlara sürekli besleme yapan, dağ bayır gezen biriyim. Okulumuzda da bu konuda destek aldığımız bir projemiz var. Can dostlarımız için özellikle kış aylarında yemek ve su çok önemli. Bunlara destek olan çok az insan var. Yıldırım Belediyesi, atık yemeklerden mama üretiyor ve muhteşem bir proje. Vatandaşlarımız buradan alıp, bir tanesini bile bir sokağın kenarına bıraksa birçok hayvanımızın doyacağını düşünüyorum dedi.

Demir Eksikliğine Son | Demir Eksikliği Artık Tarih Oluyor

0
Demir Eksikliğine Son Demir Eksikliği Artık Tarih Oluyor
Demir Eksikliğine Son Demir Eksikliği Artık Tarih Oluyor
Günümüzde birçok insan, demir eksikliğiyle mücadele edebilir ve bu durum bir dizi sağlık sorununa yol açabilir. Demir, vücudumuzun sağlıklı bir şekilde fonksiyon gösterebilmesi için temel bir mineraldir. Ancak, birçok kişi demir eksikliği riski altında bulunmaktadır. Bu makalede, demir eksikliğinin nedenlerini ve doğal çözümlerini inceleyeceğiz.Demir eksikliği, sağlığı olumsuz etkileyebilen bir durumdur. Ancak, dengeli beslenme, takviyeler ve diğer doğal yöntemlerle bu durumu yönetmek mümkündür. Herhangi bir sağlık sorunuyla karşılaşıldığında, bir sağlık profesyoneli ile görüşmek önemlidir. Unutmayın ki sağlıklı bir yaşam tarzı, demir eksikliği riskini azaltabilir ve genel sağlığı iyileştirebilir.

DEMİR EKSİKLİĞİNİN NEDENLERİ:

  1. Yetersiz Beslenme: Dengesiz beslenme demir eksikliğine yol açabilir. Özellikle demir açısından zengin gıdaların yeterli miktarda tüketilmemesi durumunda bu risk artar.
  2. Kronik Hastalıklar: Bazı kronik hastalıklar, demirin vücut tarafından etkili bir şekilde emilimini engelleyebilir.
  3. Kan Kaybı: Aşırı adet kanaması, sindirim sistemi problemleri veya başka nedenlerle meydana gelen kan kaybı demir eksikliğine neden olabilir.
  4. Gebelik veya Emzirme: Gebelik ve emzirme dönemlerinde, vücut daha fazla demire ihtiyaç duyar. Bu durumda, yeterli demir alımına özellikle dikkat edilmelidir.

DEMİR EKSİKLİĞİ BELİRTİLERİ:

  • Halsizlik ve yorgunluk
  • Soluk cilt tonu
  • Baş dönmesi ve baş ağrısı
  • Konsantrasyon güçlüğü
  • Saç dökülmesi
  • İştah kaybı

DEMİR EKSİKLİĞİNİN GİDERİLMESİ İÇİN ÖNERİLER:

Demir Eksikliğine Son Demir Eksikliği Artık Tarih Oluyor
Demir Eksikliği için Dengeli Beslenme
  1. Dengeli Beslenme: Demir açısından zengin gıdaları tüketmek önemlidir. Kırmızı et, balık, tavuk, baklagiller, kuru meyveler ve yeşil yapraklı sebzeler demir bakımından zengin besinlerdir.
  2. Takviyeler: Demir takviyeleri, demir eksikliği tedavisinde kullanılabilir. Ancak, bu takviyelerin kullanımı öncesinde mutlaka bir sağlık profesyoneli ile görüşmek önemlidir.
  3. C Vitamini Alımı: C vitamini, demirin emilimini artırabilir. Bu nedenle, demir içeren gıdalarla birlikte C vitamini içeren gıdaların tüketilmesi faydalı olabilir.
  4. Kan Kaybını Kontrol Altında Tutma: Adet düzenini kontrol altında tutmak veya kan kaybına neden olan diğer faktörleri ele almak, demir eksikliği riskini azaltabilir.

Korkunç Olay: Zayıflamak İsteyen Kadının İnternetten Sipariş Ettiği Ürün Felakete Yol Açtı

0
Korkunç Olay Zayıflamak İsteyen Kadının İnternetten Sipariş Ettiği Ürün Felakete Yol Açtı
Korkunç Olay Zayıflamak İsteyen Kadının İnternetten Sipariş Ettiği Ürün Felakete Yol Açtı

İngiltere’de 3 yıl süreyle eczaneden temin ettiği zayıflama iğnesini bu kez internet üzerinden sipariş eden 45 yaşındaki bir kadın, iğneyi kendisine enjekte ettiği anda ciddi bir sağlık krizi yaşadı. İğne sonrası 15 dakika içinde bayılan kadın, hemen hastaneye kaldırıldı ve tüm iç organları iflas etti. Doktorlar, kadının ölmemesinin büyük bir şans olduğunu belirtti.

45 yaşındaki İngiliz kadın, Michelle Sword adını taşıyor ve internet üzerinden satın aldığı zayıflama iğnesini çocuklarının gözleri önünde kullanmasının ardından acil bir durumla karşı karşıya kaldı. Sağlık görevlileri tarafından hızla hastaneye sevk edilen Sword’un tüm iç organları, özellikle de kalp, kan şekeri seviyesinin tehlikeli bir düzeye düşmesi nedeniyle iflas etti.

İğneyi Kendine Enjekte Ettikten 15 Dakika Sonra Çöktü

Daha önce üç yıl boyunca eczaneden temin ettiği benzer bir ilacı sorunsuz bir şekilde kullandığını belirten Sword, bu kez eczane yerine internet üzerinden sipariş ettiği iğneyi kullanarak ciddi bir sağlık sorunu yaşadı. İğneyi kendisine enjekte ettikten sadece 15 dakika sonra kan şekeri düşerek tehlikeli seviyelere ulaştı. Bilincini kaybeden Sword, 13 yaşındaki kızı Cadie ve 18 yaşındaki oğlu Coen’in gözleri önünde yere yığıldı.

Doktorlar, bu olayın bir insanda kan seviyesinin bu kadar tehlikeli bir seviyeye düştüğü nadir bir durum olduğunu ifade etti. Şeker seviyesinin düşmesi sonucu başta kalp olmak üzere iç organları iflas etti. Uzun bir tedavi sürecinin ardından Sword’un organları, doktorların yoğun çabalarıyla eski fonksiyonuna kavuştu. Taburcu olan Sword, yaşadığı ölümcül deneyim üzerine insanları bu tür ilaçları herhangi bir firmanın ürünleri arasında seçmemeleri konusunda uyardı.

İnternetten aldığı zayıflama iğnesini kullanan kadının iç organları iflas etti
İnternetten aldığı zayıflama iğnesini kullanan kadının iç organları iflas etti

 

İÇ ORGANLARI İFLAS ETTİ

Doktorlar ilk kez, bir insanda kan seviyesinin bu kadar tehlike bir seviye indiğini gördüklerini söyledi. Şeker seviyesinin tehlike bir seviyeye gelmesinden dolayı başta kalbi olmak üzere iç organları iflas etti.

Uzun süre hastanede tedaviden annenin organları doktorların uzun çabaları sonucu tekrar eski fonksiyonuna döndü. Taburcu edilen Sword, ölümden döndüğünü ve insanları her firmadan bu tür ilaç almamalı konusunda uyardı.

İnternetten aldığı zayıflama iğnesini kullanan kadının iç organları iflas etti
İnternetten aldığı zayıflama iğnesini kullanan kadının iç organları iflas etti

İnternetten aldığı zayıflama iğnesini kullanan kadının iç organları iflas etti

İnternetten aldığı zayıflama iğnesini kullanan kadının iç organları iflas etti

İnternetten aldığı zayıflama iğnesini kullanan kadının iç organları iflas etti

Lise Öğrencisi Lösemiyi Yendi ve Herkese Umut Oldu

0
Lise Öğrencisi Lösemiyi Yendi ve Herkese Umut Oldu
Lise Öğrencisi Lösemiyi Yendi ve Herkese Umut Oldu

Ankara’da yaşayan ve lösemi tedavisi gören 21 yaşındaki Hasan Hüseyin Güleç, 3 yıl süren zorlu bir mücadelenin ardından hastalığı yendi. Ancak, tedavinin etkisiyle 2 yıl boyunca evden çıkmayan Güleç’in hayatı, Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı’nın (LÖSEV) gönüllüleri ile tanıştıktan sonra tamamen değişti. Şu anda LÖSEV’in Gençlik Komitesi üyesi olan Güleç, diğer gönüllülerle birlikte lösemili çocuklarla buluşarak, onlara umut olma çabası içinde.

Lise öğrencisiyken 16 yaşında lösemi teşhisi konulan Hasan Hüseyin Güleç, 6 ay süren kemoterapi süreci sonrasında sağlığına kavuştu. Ancak hastalık tekrar nüksettiğinde, Güleç, bir kez daha kemoterapi aldı. Babasından alınan kemik iliği nakliyle nihayet hastalığı geride bırakan Güleç, 3 yıllık zorlu tedavi sürecinin ardından psikolojik olarak olumsuz etkilendi. Hastalığı yense de, 2 yıl boyunca dışarı çıkmama kararı aldı.

Hasan Hüseyin Güleç’in hayatı, LÖSEV gönüllülerinin ev ziyaretleriyle bambaşka bir hal aldı. Şimdi, LÖSEV’in Gençlik Komitesi üyesi olan Güleç, diğer gönüllülerle birlikte hastane ve ev ziyaretlerinde lösemili çocuklarla buluşuyor. Kendi yaşadığı zorlu süreci paylaşarak, onlara umut olmaya çalışıyor. Güleç’in hikayesi, lösemiyle mücadelede bir ışık olmanın ve umudu yeşertmenin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

‘BAŞKA İYİLİŞMİŞ ARKADAŞLARIM OLSUN İSTEDİM’

Lise Öğrencisi Lösemiyi Yendi ve Herkese Umut Oldu
Lise Öğrencisi Lösemiyi Yendi ve Herkese Umut Oldu

Güleç, 2019’da kemik iliği nakli ile hastalığı atlattığını; ancak tedavi sürecinin çok zorlu geçtiğini söyledi. İlk iyileşme sürecinin ardından eve çıktığında çok tedirgin olduğunu anlatan Güleç, “Sürekli tek başıma kalıyordum; çünkü enfeksiyon riski çok yüksekti ve vücudumun direnci çok azdı. Bağışıklık sistemim çok düşüktü. Ancak nakil olduktan, tamamen iyileştikten sonra da 2 sene boyunca ben sürekli içine kapanık bir şekilde bilgisayar oyunu oynadım, evden dışarı çıkmadım. Dışarıda hiç sosyal hayatım kalmamıştı.

Hastalığın etkisi psikolojimi çok kötü etkiledi. Bir gün bana LÖSEV ev ziyareti düzenledi. Beni bir Bodrum kampına davet ettiler. İlk birkaç gün zorluk çektim; ama sonra ortama, o sıcaklığa alıştım. Çok güzel bir deneyim oldu. Sonra bana yaptıkları çalışmalardan bahsettiler ve hoşuma gitti. Dedim ki ‘ben iyileşmiş birisiyim, başka iyileşmiş arkadaşlarım olsun. Onlarla birlikte bu yolda ilerleyelim’ diye düşündüm” ifadelerini kullandı.

‘ONLARA UMUT OLMAYA ÇALIŞIYORUM’

Şimdi hastane ve ev ziyaretlerinde lösemili çocuklarla bir araya geldiğini belirten Güleç, “Onlara hediyeler götürüp, oyunlar oynuyoruz. Bazen de telefonla iletişim kuruyoruz onlarla. Onlara kendimden bahsediyorum; ‘biz de bu zorlu yoldan iyileştik, şu an sağlıklıyız, sizler de iyileşeceksiniz’ diyerek moral verip, umut olmaya çalışıyorum. Konuştuğumuz çocuklar duygulanıyor, ‘gerçekten iyileşecek miyim’ diyor.

Bu duyguyu size anlatamam. Hastalığa yakalandığımda okulum yarım kaldı. 2 sene evde eğitim gördüm. Liseyi o şekilde bitirdim. Okula gitmek istemiyordum, üniversite kazanmak istemiyordum. Ama hayatın öyle olmadığını öğrendim. Şu an üniversite okumam gerektiğini biliyorum. Hacettepe Üniversitesi’nde Sosyal Hizmetler Uzmanlığı okumak istiyorum” diye konuştu.

Boyun Fıtığına Son | Boyun Fıtığı Tarih Oluyor | İşte Boyun Fıtığını Bitirmenin En İyi Yolu Nedir?

0
Boyun Fıtığına Son Boyun Fıtığı Tarih Oluyor İşte Boyun Fıtığını Bitirmenin En İyi Yolu Nedir
Boyun Fıtığına Son Boyun Fıtığı Tarih Oluyor İşte Boyun Fıtığını Bitirmenin En İyi Yolu Nedir

Boyun fıtığı, omurga içinde bulunan ve omurilik ile sinir köklerini koruyan intervertebral disklerin boyun bölgesinde yer değiştirmesi veya yırtılması sonucu ortaya çıkan bir sağlık sorunudur. Bu durum genellikle ağır kaldırma, ani hareketler veya travma sonucu meydana gelebilir.

Boyun omurları arasındaki disklerin omurilik kanalına veya sinir köklerine doğru taşmasıyla oluşan boyun fıtığı, genellikle ağrı, uyuşma ve güçsüzlük gibi semptomlarla kendini gösterir. Farklı tedavi yöntemleri bulunmakla birlikte, hastanın durumuna bağlı olarak en uygun tedavi yöntemi belirlenir.

BOYUN FITIĞI NEDİR?

Boyun fıtığı, boyun omurları arasındaki disklerin sıkışması veya zedelenmesi sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Bu durum, disklerin yer değiştirmesi veya sızıntı yapması ile karakterizedir. Boyun fıtığı, boyun bölgesinde ağrı ve rahatsızlık ile kendini gösterir.

BOYUN FITIĞI BELİRTİLERİ

  • Boyun Ağrısı: Genellikle boyunun alt kısmında hissedilen keskin veya yaygın ağrı.
  • Omuz ve Kol Ağrısı: Boyun fıtığı, omuz ve kollarda yayılan ağrılara neden olabilir.
  • Baş Ağrısı: Sıklıkla başın arkasında veya şakaklarda hissedilen ağrılar.
  • Ellerde Uyuşma ve Karıncalanma: Sinir baskısı nedeniyle ellerde uyuşma veya karıncalanma.
  • Güç Kaybı: Bazı durumlarda, kolların veya ellerin güçsüzlüğü görülebilir.
  • Baş Dönmesi ve Bulantı: Boyun fıtığına bağlı olarak baş dönmesi veya bulantı hissedilebilir.

BOYUN FITIĞI NASIL GEÇER?

Boyun Fıtığına Son Boyun Fıtığı Tarih Oluyor İşte Boyun Fıtığını Bitirmenin En İyi Yolu Nedir
  • İstirahat: Boyun fıtığı tedavisinde istirahat önemlidir; bu süre zarfında boyun bölgesine aşırı yük bindirmekten kaçınılmalıdır.
  • Fizik Tedavi: Fizyoterapist eşliğinde yapılan egzersizler ve masaj tedavileri, fıtığın etkilerini azaltabilir.
  • Ağrı Kesiciler ve İltihap Önleyiciler: Doktorun önerdiği ağrı kesici ve iltihap önleyici ilaçlar, rahatsızlık hissini hafifletebilir.
  • Ergonomik Düzenlemeler: Çalışma masası ve oturma düzeninde ergonomik değişiklikler yaparak boyun bölgesine olan baskıyı azaltabilirsiniz.

Daha fazla iyi sağlık haberleri için lütfen bağlantıyı tıklayın: SAĞLIK

Müjde: Boğaz Ağrısı Yaşayanlara İyi Haber | Boğaz Ağrısı Artık Tarih Oluyor | Boğaz Ağrısına Son

0
Müjde: Boğaz Ağrısı Yaşayanlara İyi Haber | Boğaz Ağrısı Artık Tarih Oluyor | Boğaz Ağrısına Son
Müjde: Boğaz Ağrısı Yaşayanlara İyi Haber | Boğaz Ağrısı Artık Tarih Oluyor | Boğaz Ağrısına Son

Boğaz ağrısı, birçok kişinin yaşadığı yaygın bir rahatsızlıktır. Soğuk algınlığı, grip, alerjiler, enfeksiyonlar veya ses tellerine zarar veren diğer faktörler nedeniyle ortaya çıkabilir. “Boğaz ağrısına son” ifadesi, bu rahatsızlığın etkili bir şekilde tedavi edilebileceğine dair bir umudu ifade eder. Ancak, boğaz ağrısının temel nedenlerini anlamak, doğru tedavi yöntemlerini seçmek ve tekrarlamasını önlemek için alınabilecek önlemleri bilmek önemlidir.

Boğaz Ağrısının Belirtileri Nelerdir?
Boğaz Ağrısının Belirtileri Nelerdir? 

Boğaz Ağrısının Nedenleri:

  1. Viral Enfeksiyonlar: Soğuk algınlığı ve grip gibi viral enfeksiyonlar, boğaz ağrısına yol açabilir.
  2. Bakteriyel Enfeksiyonlar: Streptokok bakterileri gibi bakteriyel enfeksiyonlar da boğaz ağrısına sebep olabilir.
  3. Alerjiler: Polen, ev tozu veya hayvan tüyleri gibi alerjenlere maruz kalmak boğaz ağrısına neden olabilir.
  4. Sigara İçmek ve Pasif İçicilik: Sigara içmek veya sigara dumanına maruz kalmak, boğazın tahriş olmasına ve ağrıya neden olabilir.
  5. Kuru Hava ve Tahriş Edici Maddeler: Kuruluk, klimaların aşırı kullanımı veya tahriş edici kimyasallar, boğaz ağrısını tetikleyebilir.
  6. Ses Telleriyle İlgili Sorunlar: Aşırı konuşma, bağırma veya ses tellerine zarar veren diğer etkenler boğaz ağrısına yol açabilir.

Boğaz Ağrısının Tedavi Yöntemleri:

  1. İlaçlar: Ağrı kesiciler, anti-enflamatuar ilaçlar ve antibiyotikler, boğaz ağrısını hafifletmek veya altında yatan enfeksiyonu tedavi etmek için kullanılabilir.
  2. Sıcak İçecekler ve Nemlendirici: Sıcak çay, su veya buhar inhalasyonu, boğazın nemlenmesine yardımcı olarak rahatlatıcı bir etki sağlayabilir.
  3. Boğaz Pastilleri ve Spreyler: Boğaz ağrısını hafifletmek için kullanılan pastiller ve spreyler, lokal olarak etki ederek geçici rahatlama sağlayabilir.
  4. Dinlenme ve Sesin Dinlendirilmesi: Ses tellerini dinlendirmek, konuşma ve bağırma gibi aktivitelerden kaçınmak, boğazın iyileşmesine yardımcı olabilir.
  5. Isıtma ve Soğutma Uygulamaları: Sıcak kompresler veya soğuk paketler, boğaz ağrısını hafifletmek için kullanılabilir.

Boğaz Ağrısını Önleme İpuçları:

  1. Hijyen Kurallarına Uygunluk: Elleri sık sık yıkamak, enfeksiyon riskini azaltabilir.
  2. Sigara İçmeme ve Pasif İçicilikten Kaçınma: Sigara içmekten kaçınmak, boğaz sağlığını olumlu yönde etkileyebilir.
  3. Alerjenlere Dikkat: Alerjenlere karşı duyarlı olan kişiler, bu maddelerden kaçınmalı veya koruyucu önlemler almalıdır.
  4. Dengeli Beslenme ve İyi Hidrasyon: Sağlıklı bir diyet ve yeterli su içmek, bağışıklık sistemini güçlendirebilir.
  5. Stresten Kaçınma: Stres, bağışıklık sistemini zayıflatabilir. Rahatlatıcı aktiviteler ve meditasyon, stresle başa çıkmanın bir yoludur.
Müjde: Boğaz Ağrısı Yaşayanlara İyi Haber | Boğaz Ağrısı Artık Tarih Oluyor | Boğaz Ağrısına Son
Müjde: Boğaz Ağrısı Yaşayanlara İyi Haber | Boğaz Ağrısı Artık Tarih Oluyor | Boğaz Ağrısına Son

Boğaz ağrısı, genellikle evde uygulanan basit yöntemlerle tedavi edilebilir. Ancak, şiddetli veya uzun süren ağrı durumlarında bir sağlık profesyoneline başvurmak önemlidir. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları, düzenli sağlık kontrolleri ve çevresel faktörlere dikkat etmek, boğaz ağrısını önleme konusunda önemli adımlardır. Unutulmamalıdır ki herkesin vücut yapısı farklıdır, bu nedenle kişisel sağlık durumunuza uygun tedavi yöntemlerini belirlemek için bir doktora danışmak en doğrusudur.

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
0AbonelerAbone