İngiltere Premier Lig’in 6. haftasında Manchester City ile Nottingham Forest karşı karşıya geldi. Etihad’da oynanan mücadeleyi ev sahibi ekip 2-0’lık skorla kazanmıştır.
Manchester City’e galibiyeti getiren golleri 7. dakikada Phil Foden ve 14. dakikada Erling Haaland kaydetti.
Ev sahibi ekipte Rodri, 46. dakikada direkt kırmızı kartla oyundan ihraç edildi.
Bu sonuçla beraber 6’da 6 meydana getiren Manchester City, 18 puanla zirvedeki yerini korudu. Nottingham Forest ise 7 puanda kaldı.
Manchester City, gelecek hafta Wolves deplasmanına gidecek. Nottingham ise sahasında Brentford’u ağırlayacak.
MUĞLA (İGFA) – Kış aylarında kafi yağışın alınamaması, yer altı su kaynaklarının azalması ve bilinçsiz su tüketiminin artması sebebiyle Muğla’da ki barajların doluluk oranlarında ciddi düşüşler gözleniyor. Bilhassa yüzde 90 doluluk oranının altına düşmeyen Marmaris Mustafa Kemal Atatürk Barajı bugün itibariyle yüzde 60 seviyelerine gerilerken, 2019 yılı 30 Eylül tarihinde yüzde 75 doluluk oranına haiz olan Geyik barajı yüzde 16, gene 2019 yılı 30 Eylül itibariyle yüzde 49 seviyesinde olan Mumcular Barajı ise bugün yüzde 10 doluluğa haiz.
Eylül Ayında Yağış Gerçekleşmedi ve Gerçekleşmesi Beklenmiyor
Metroloji Genel Müdürlüğü tarafınca paylaşılan veriler doğrultusunda Muğla genelinde istasyon bazlı meydana getirilen yağış oranlarında 2023 yılı Eylül ayında herhangi bir yağış ölçümü yapılamadı. Ek olarak gene Metroloji Genel Müdürlüğünce gösterilen 5 günlük hava tahmin raporunda hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üstünde olacağı ve yağış beklenmediği bildirildi. Kafi yağışın alınamaması, yer altı su kaynaklarının azalması ve bilinçsiz su tüketiminin artmasından kaynaklı barajların doluluk seviyelerinde büyük düşüşler meydana geldi ve son 5 senenin en düşük seviyeleri gözlendi.
Meydana getirilen Çalışmalarla Yitik Kaçak Oranı Yüzde 18 Düştü
Muğla Büyükşehir Belediyesi 2014 yılından bu yana içme suyundaki yitik ve kaçakların önlenmesi adına il genelinde 1 milyon 602 bin 101 metre içme suyu hat emek harcaması gerçekleştirmiş oldu. Bu emek harcamalar ile yitik ve kaçak oranını yüzde 18 oranında azaltılarak yeniden sisteme dâhil edildi. Bunun yanı sıra ek su sağlanması amacıyla içme suyu arıtma tesislerinde gözden geçirme emek harcaması yapılmış oldu ve arıtma kapasiteleri arttırıldı.
Ek olarak yeni su kaynakları bulunarak sisteme dahil edildi ve arıtma tesislerinde yeşil alan sulaması yapılabilecek şekilde arıtma yapabilen sistemler kuruldu.
Hollanda’da sığınma başvurularının Eylül ayında zirveye çıkarak, günde 250’ye erişmesi sebebiyle, sığınmacı kabul merkezlerinde yer kalmadığı açıklandı.
Hükümet, bilhassa reşit olmayan refakatçisiz sığınmacılar için duracak yer sıkıntısına işaret ederek, belediyelerden Pazar gününe kadar acilen 450 kişilik yer ayarlamalarını istedi.
Hollanda ve Almanya’daki bazı siyasal partiler, artan barınma problemi sebebiyle sığınmacı sayısının sınırlanmasını istiyor.
Hollanda’da 2 yıldan bu yana devam eden sığınmacıların barınma problemi, yoğun sığınma talepleri sebebiyle bu ay daha da arttı.
Eylül ayında günlük averaj sığınma başvurusu sayısı 250’ye ulaştı.
Hükümetin, yatak yokluğu sebebiyle 2 bin kişiyle sınırladığı Ter Apel Sığınma Merkezi tamamen doldu.
Assen ve Amsterdam kentlerindeki toplam 800 yataklı geçici barınma merkezlerinde de asla yer kalmadı.
Sığınma ve Göçten Görevli Devlet Bakanı Eric van der Burg, belediyelere çağrıda bulunarak Pazar gününe kadar acilen 450 kişilik yer ayarlamalarını istedi. Bunun 250’si refakatçisiz çocuk sığınmacılara ayrılacak.
Pazartesi günü için de acilen 750 yatağa gerekseme duyulduğunu açıklayan
bakan, barınma ihtiyacının sonraki hafta da yüksek olacağını altını çizdi ve belediyelerden en kısa sürede tedbir almalarını istedi.
Refakatçisiz çocuk sığınmacılar
Hollanda Sığınmacı Kabul Merkezi Kurumu (COA), şu anda her gün 30 ila 50 arası refakatçisiz çocuğun Ter Apel Sığınma Merkezi’ne başvurduğunu bildirdi.
Şu anda sığınma başvurusunda bulunan 4 bin refakatçisiz reşit olmayan sığınmacı var. Hollanda makamlarına bakılırsa, refakatçisiz çocuk sığınmacı sayısı 2021’den bu yana üç kat arttı.
Bu sayı COA ve çocuk hakları örgütlerinin beklediğinden daha yüksek. Bu bedenle teşkilat, belediyelerin önceliği çocuk sığınmacılara vermesini istiyor.
Sadece yerleşim yerlerindeki halkın tepkisi sebebiyle birçok belediye bu mevzuda adım atmakta zorlanıyor.
Bundan dolayı İltica ve Göçten Görevli Devlet Bakanı’nın, gerekirse belediyeleri yeni merkezler açmaya zorlama yetkisi veren bir yasa tasarısı hazırlandı.
COA’ya bakılırsa, bu tasarının yasalaşması, sığınmacılara ilişkin barınma sorununu büyük seviyede çözecek.
Sadece yeni göç planı ile sığınmacı gelişini sınırlamayı amaçlayan Dilan Yeşilgöz liderliğindeki iktidar ortağı Özgürlük ve Demokrasi İçin Halk Partisi (VVD), bu tasarının gündemden düşürülmesini istiyor.
Hollanda’da sığınma başvurusu kabul edilen 57 bin kişiden 26 bini, acil barınma merkezlerinde kalıyor.
Yer problemi sebebiyle sığınmacılar kimi zaman otellere ya da yolcu gemilerine yerleştiriliyor.
Rotterdam’da demirli bir yolcu gemisinde şu anda 1500 sığınmacı bulunuyor. Bir başka gemiye de, sığınmacı yerleştirilmeye başlandı.
Hollanda’da sığınma başvurusu kabul edilenler, lüzumlu dil ve uyum kurslarına tamamlayana kadar minimum 2 yıl mecburi olarak sığınmacı kabul merkezlerinde tutuluyor.
Kaynak, Getty Images
Fotoğraf altı yazısı,
Rotterdam’da demirli bir yolcu gemisinde şu anda 1500 sığınmacı barındırılıyor
Göç problemi siyasetçilerin önceliği
Hollanda’da 22 Kasım’da yapılacak erken genel seçimler öncesi, siyasal partilerin seçim programlarında sığınma ve göç problemi öncelikli maddelerin başlangıcında içeriyor.
Başta iktidar ortağı VVD olmak suretiyle, kamuoyu yoklamalarında önde görünen Yeni Toplumsal Sözleşme Partisi (NSC), Ziraatçi Yurttaş Haraketi Partisi (BBB) olmak suretiyle, birçok siyasal parti, Hollanda’ya yönelik sığınmacı akışının sınırlandırılmasını korumak için çaba sarfediyor.
Benzer bir problem Hollanda’nın komşusu Almanya’da da gündemde.
Muhalefetteki Hıristiyan Demokratlar İttifakı CDU / CSU, ülkeye gelen sığınmacıların sayısı artarken, sığınma merkezlerinin sayısının azaldığına işaret ediyor.
CDU/CSU yöneticilerinden Alexander Dobrindt, “Problem kontrolden çıkıp büyük bir toplumsal çatışmaya dönüşebilir” açıklamasında bulunmuş oldu.
Hıristiyan Demokratlar tarafınca, “güvenli ülkeler listesinin” Gürcistan, Moldova, Hindistan, Tunus, Fas ve Cezayir’i de içerecek şekilde genişletilmesi önerildi.
CDU/CSU ittifakı, Polonya, Çek Cumhuriyeti ve İsviçre sınırlarında da daha sıkı kontroller uygulanmasını istiyor.
Almanya İçişleri Bakanı Nancy Faeser, CDU/CSU’yu “düz popülizm” yapmakla suçlayarak, hükümetin sınır güvenliğine ihtiyaç duyulan özeni göstereceğini altını çizdi.
Sığınmacılar için kafi barınma merkezi bulunmayan Belçika’da da, İltica ve Göçten Görevli Devlet Bakanı Nicole de Moor, bekar adam sığınmacıların başvurularının askıya alınması emirini vermişti.
Barınma mevzusunda ailelere, hanımefendilere ve küçüklere öncelik vereceklerini açıklayan de Moor’un bu sonucu, Danıştay tarafınca “yasa dışı olduğu nedeni öne sürülerek” iptal edildi.
Sadece Belçikalı bakan, Danıştay sonucuna karşın bekar adam sığınmacıların başvurularını işleme koymayacağını deklare etti.
Trabzonspor, Trendyol Süper Lig’in 6. haftasında 25 Eylül Pazartesi günü deplasmanda Atakaş Hatayspor ile yapacağı maçın hazırlıklarını sürdürdü.
Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri’nde teknik direktör Nenad Bjelica yönetiminde meydana getirilen antrenmanın ilk bölümünde dinamik ısınma gerçekleştirildi. Pas organizasyonlarıyla devam eden idman, sonuçlandırma çalışmasıyla tamamlandı.
Trabzonspor, yarın öğle saatlerinde yapacağı antrenmanla hazırlıklarını tamamladıktan sonrasında Mersin’e hareket edecek.
Enerji ve İklim Teknolojileri”, “İleri Araç-gereç Teknolojileri”, “Dijital Teknolojiler” ve “Sıhhat Teknolojileri” olmak suretiyle 4 ana başlıktaki iş fikirlerinin değerlendirme kapsamında alındığı ikinci dönem programına 500’ün üstünde girişimci başvuruda bulunmuş oldu.
Bu dönem kriterlere uygun başvurularda, geçtiğimiz döneme gore yüzde 16’lık bir artış yaşanırken, meydana getirilen değerlendirmeler sonucunda Sabancı Topluluğu içinden 3 (Casper, Farm in Globe, WeCare), Topluluk dışından ise 10 (Bomensoft, DATASCOPE.AI, Myconom, NANOTerial, Rumitech, Smellive, Smyrna Sensor, U Look So Good, Uptechlabs, WearTechClub) olmak suretiyle toplam 13 girişim programa kabul edildi. 10. haftada yapılacak program ara değerlendirmesi ‘Flight Check’te global girişimcilerin de programa dahil edilmesi planlanıyor.
Karşı karşıya oryantasyon süreçlerinin tamamlandığı ikinci dönem kapsamında, girişimciler yıl sonuna kadar holdingin İstanbul’daki merkezinde kendilerine hususi olarak hazırlanan alanda çalışmalarına devam edecekler. Topluluk şirketlerinden gönüllü olarak programa dahil olan inovasyon mentorları, bugüne dek edindikleri tecrübeleri girişimcilerle paylaşacak. Ek olarak girişimlere ürün ya da hizmet prototiplerini geliştirmek, ilk satın alan bağlantılarını yapmak yada kestikleri satmaca sayısını çoğaltmak için 30’ar bin dolarlık nakit destek imkânı da sağlanacak.
Girişimler Aralık 2023’te düzenlenecek final gününde ise projelerini Yatırım Jürisi’ne sunacaklar. Yatırım almaya hak kazanacak girişimcilere, 150 bin dolara kadar Sabancı ARF Almost Ready to Fly tohum desteği verilecek.
Geçtiğimiz yıl hayata geçirilen Sabancı ARF Almost Ready to Fly, ilk dönem mezunlarını Nisan 2023 tarihinde vermişti. Programa dahil olan 14 girişimin 8’i, tohum yatırımı almaya hak kazanmıştı ve girişimlere verilen toplam ayni ve destek tutarı 60 milyon TL’yi bulmuştu.
Mevzuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan holdingin Strateji ve İş Geliştirme Grup Başkanı Gökhan Eyigün, “Sabancı ARF Almost Ready to Fly programı da aslına bakarsak bizim bu yaklaşımımızın; inovasyona yönelik kapsayıcı bakışımızın bir sonucu. Buradaki gayemiz bir tek girişimlere maddi destek sağlamak değil bununla birlikte açık inovasyonun önemini vurgulamak ve Türkiye’yi, İstanbul’u dünyanın önde gelen girişimcilik merkezlerinden biri haline getirmek. Tüm bunların yanında emek harcama hayatına, iş kültürüne yeni bir görüş açısı kazandırarak bilhassa gençlerimizin ustalaşmış hayatlarında da tutkularının, hayallerinin peşinden gitmelerini sağlamak” ifadelerini kullandı.
Programın ilk etkinlik döneminde yatırım almaya hak kazanan girişimlerin şirketleşme süreçlerinin devam ettiğinin de altını çizen Gökhan Eyigün, “Yatırımcı Günü’nde Sabancı’dan tohum yatırımı almaya hak kazanan 8 girişimden 6’sının tüm işlemleri tamamlanırken, 2 girişimle ilgili süreç ise devam ediyor. İşlemleri tamamlanan firmalar içinde, Sabancı Topluluğu bünyesinden çıkan 2 girişimimiz de var. Şu demek oluyor ki, bundan ortalama 1 yıl ilkin Sabancı Topluluğu’nda çalışan arkadaşlarımız, bugün kendi kurmuş oldukları bu iki şirketle Sabancı Topluluğu’nu da yanlarına ortak alarak, kendi hayallerinin peşinden gidecek; bu süreçte de Sabancı’nın tüm teknoloji gücünden ve yurt dışı bağlantılarından yaralanma olanağına haiz olacak. Öteki taraftan, yatırım almaya hak kazanamayan Topluluk içi girişimcilerimiz de geçirdikleri bu 20 haftalık eğitimin peşinden hiçbir hak kaybı olmadan eski işlerine geri döndü. Bu açıdan, Sabancı ARF Almost Ready to Fly programının, vatanımızda kurumsal hayatla girişimcilik ekosistemi içinde bir köprü görevi görmesinden de son aşama mutluyuz” dedi.
ABD Başkanı Joe Biden, ülkesindeki silahlı şiddetin önüne geçmek, silahlı saldırıların önlenmesi için çözüm üretmek ve hücum mağdurlarını desteklemek amacıyla ilk federal birimin resmen kurulduğunu deklare etti.
Beyaz Saray basın toplantısında konuşan Biden, silahlı sertliği ve saldırıların engellenmesi ve hücum mağdurlarının desteklenmesi için kurulan Silahlı Sertliği Önleme Ofisi Başkanlığına ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in getirildiğini duyurdu.
Yılbaşından bu yana ülkesinde 500’den fazla toplu silahlı hücum düzenlendiğini ve tabanca sertliğinden 30 binin üstünde kişinin yaşamını yitirdiğini kaydeden Biden, söz mevzusu saldırıları “toplumu yıkıp geçen bir kasırga” olarak nitelendirdi.
Yeni birimin, geçen yıl kabul edilen tabanca güvenliği yasasının ve Biden yönetiminin tabanca sertliğini önlemeye yönelik kararlarının ülke çapında fiilen yürürlüğe konulduğunu güvenceye alması hedefleniyor.
Birimin ek olarak eyaletlerde toplu silahlı saldırılara ve tabanca şiddetine maruz kalan ailelere verilen devlet desteğini koordine etmesi planlanıyor.
Dünyada en oldukca toplu silahlı hücum düzenlenen ülke konumundaki ABD’de, Tabanca Sertliği Arşivi (Gun Violence Archive), 2022’de ortalama 645, 2021’de ise 690 toplu silahlı hücum yapıldığını raporlamıştı.
* Haberin görselleri Associated Press’ten servis edilmiştir.
MERSİN (İGFA) – Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafınca, etken yaşamı desteklemek ve insanları spor hayata geçirmeye teşvik etmek amacıyla gerçekleşen şölende katılımcılar, sporla eğlenceyi birleştirmenin keyfini yaşadı.
Bisiklet kullanımının ve yaya yollarının artırılması, vatandaşların motorlu araçlar yerine alternatif ulaşım yöntemlerini tercih etmesinin amaçlandığı haftada, Büyükşehir Belediyesi tarafınca hafta süresince bilinçlendirici etkinlikler gerçekleştiriliyor.
Gün boyu devam eden şölende gençler doyasıya eğlendi
Şölene pateniyle beraber katılan 8,5 yaşındaki Ayla Deniz, “Paten kaymayı oldukca seviyorum. Çoğu zaman Cumartesi ve Pazar günleri buraya geliyorum. Vahap Seçer amcamıza, burayı yapmış olduğu için teşekkür ediyoruz” dedi. Maral Medir ise etkinliği oldukca sevdiğini belirterek, “Sevindik. Hoşuma gidiyor bu şekilde etkinlikler” diye konuştu. Arda Deniz Kadem de, “Büyükşehir Belediyesi güzel bir etkinlik yapmış oldu. Büyük rampamızı da yaptılar. Gençlerin buralara gelmesi oldukca güzel bir şey” ifadelerini kullandı.
6 senedir paten sporu ile ilgilenen Yusuf Acıağlı, “Burada bizlere bu şekilde bir etkinlik ve kendimizi gösterme imkânı sunmuş olduğu için, Vahap Seçer’e teşekkür ederim” dedi. Kısa sürede yapılacak olan Tarsus Yarı Maratonu’nda paten kategorisinin de yer alacak olmasının kendisi için oldukca mühim bulunduğunu belirten Acıağlı, “Vahap Seçer, kendisi de spora ehemmiyet verdiği için maratonda paten kategorisini de açtı. Maratonda da yer alacağız. Bu bizim için bir mutluluk. Kendisine oldukca teşekkür ederim. Bu etkinlik için de oldukca teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Bu tür etkinliklerin sporcular için oldukça yararlı bulunduğunu belirten Furkan Kıran da, “Belediyemize buradan teşekkür ederiz. Bu şeklinde spor faaliyetleri, becerilerimizi geliştirmemize fazlasıyla destek oluyor” dedi. Elif Defne Akın ise Skate Park’ı oldukca sevdiğini söyleyerek, “Buraya birkaç dost toplanıp sosyalleşmek için geliyoruz. Günün stresini bu şekilde atıyorum. Dostlarımla beraber sosyalleştiğim için de keyifli oluyor” diye konuştu.
A Ulusal Hanım Voleybol Ekibi’nda Simge Aköz, Japonya karşılaşmasının arkasından açıklamalarda bulunmuş oldu.
Kısa bir izahat icra eden Simge Aköz, şu sözleri kullandı:
“İnanılmaz bir duygu. Bunu ikinci kez yaşıyoruz. Arka arkaya Avrupa Şampiyonası, Olimpiyat elemesi fazlaca zor turnuvalardı bizim için, başarıyla tamamladığımız için fazlaca mutluyuz. Fazlaca güzel bir ekip oyunu vardı. Japonya hakkaten kuvvetli bir ekip. Bunu anlatmaya gerek yok. Fakat yenilmedik. 2. setten sonrasında ipleri elimize aldık ve bir maç kala Olimpiyatı garantiledik, fazlaca mutluyuz.”
Senelerdir onlarca radyo yayını yapıyorum, dinleyiciler önünde canlı paneller yönetiyorum. Bunların sonunda izleyicilerden sual alma vakti vardığında adamların hep kadınlardan daha ilkin ve daha çok el kaldırdığına şahit oldum.
Hanımefendilerin daha azca soracaktır sorusu olması da mümkün. Fakat bir çok kez, toplantı bitimi oturmadan sohbetlerde hanım izleyicilerden sorular geliyordu ve bunların hepsi de fazlaca iyi sorulardı.
Bu mevzuya dair araştırmalara baktığımda bir çok, halka açık etkinliklerden ziyade bilimsel niteliği olan konferanslardaki seyircileri gözlemleyerek yapılmıştı, sadece gene de öğreticiydi. Veriler buralarda da durumun aynı bulunduğunu gösteriyor.
Mesela, Berkeley’deki California Üniversitesi’nden Shoshana Jarvis’in 2022’de gösterilen bir çalışmasında, biyologlardan astrofizikçilere ve ekonomistlere kadar her insanın katılmış olduğu bir konferansta kimlerin sual sordurulmuş olduğu gözlemlendi.
Bu, sual sormak istediğinizde yerinizden kalkmanız ve hepimiz sizi izlerken bir mikrofonun önünde sıraya girmeniz ihtiyaç duyulan konferanslardan biriydi. Delegelerin %63’ü erkekti, dolayısıyla soruların %63’ünün erkeklerden gelmesini bekleyebilirsiniz, sadece aslen soruların %78’ini erkekler sordu.
Aynı durum, şu anda University College London’da vazife meydana getiren Alecia Carter tarafınca yürütülen bir çalışmada 10 ülkede 250 bilimsel niteliği olan bölüm semineri gözlemlendiğinde de ortaya çıktı. Carter, kadın-erkek oranlarının averaj olarak eşit olmasına karşın hanımefendilerin sual sorma olasılığının erkeklerden iki buçuk kat daha azca bulunduğunu tespit etti.
Peki bazı hanımefendileri sual sormaktan alıkoyan ne?
Kaynak, Getty Images
Endişeler
Görünüşe bakılırsa sorulacak bir sual olmaması değil. Alecia Carter 20 ülkeden 600 akademisyenin anket yanıtlarını inceledi. Hem adamların hem de hanımefendilerin, akıllarında bir sual olsa bile kimi zaman sormak istemediklerini söylemeleri ilginçti.
Sadece hanımefendilerin bir çok, sual sormak için cesaretlerini toplayamadıklarını, bağlamı yanlış anladıklarından kaygı ettiklerini, konuşmacının fazlaca seçkin ya da göz ürkütücü bulunduğunu ya da kendilerinin iyi bir sual soracaktır kadar akıllı olmadıklarını düşündükleri için geri durduklarını söylüyordu.
Asla kimse bir sual sorduğunda, yüzlerce kişinin önünde mevzuyu kaçırdığının söylenmesini istemez. Sadece bu emek verme, bu olasılığın hanımefendileri daha çok caydırdığını gösteriyor.
ABD’de Jarvis, hanımefendilerin sual sorma mevzusunda fazlaca endişeli hissettiklerini, adamların ise sual sormadıklarında bunun başkalarına alan açmak için bulunduğunu söylediklerini tespit etti. Bu da bazı adamların soru-cevap kısmına hakim olmamak için etken adımlar attığını gösteriyor.
Bayanlara kıyasla iki kat daha çok adam, bir hata tespit ettikleri için sual sorduklarını belirtiyordu. Bunlar bilimsel niteliği olan etkinlikler olduğundan, konuşmacıların eleştirilere cevap vermesi sürecin bir parçası sayılıyor.
Araştırmalar ek olarak hanım ve adamların sordukları soruların niteliğini de inceledi. Kimi zaman adamların daha uzun sorular sormaya ya da bir seferde birden fazla sual sormaya daha yatkın oldukları belirlendi. Sadece başka bir çalışmada bu bakımdan cinsiyete bağlı farklılıklar tespit edilmedi.
Şu demek oluyor ki araştırmalarda belirgin tek gerçek fark, ilk etapta kimin sual sormaya gönüllü olduğuyla ilgili.
Aslına bakarsan her insanın sual sorması için vakit olmadığından, bazı kişilerin gönüllü olmamasının önemi olmadığı iddia edilebilir. Problem şu ki, eğer izleyicilerin yarısı bu bakımdan isteksizse, o vakit fazlaca daha çeşitli ve garip sorular alma ihtimali azalabilir. Yeterince temsil edilmeyen yada marjinalize edilmiş öteki grupların da sual sormaktan çekinip çekinmediklerine bakmak garip olabilir.
Bir iş ortamında, sual sormak fark edilmenizi sağlayabilir ve en iyi işleri almak istiyorsanız, görünürlük önemlidir. Fransa’daki bir konferansta meydana getirilen bir çalışmada, Fransa’da Pasteur Enstitüsü’nden araştırmacı Junhanlu Zhang, insanların seri sual soranların isimlerini anımsama olasılıklarının daha yüksek bulunduğunu görmüş oldu. Normal olarak bu, isimlerinin kesinlikle pozitif hatırlandığı anlamına gelmiyor. Kim bilir devamlı sual soran sinir bozucu şahıs olarak hatırlanıyorlardı!
Genel olarak daha azca sayıda kadının sual sormasıyla ilgili bir öteki mesele da, bilimsel niteliği olan kariyerlerinin başındaki hanımefendilerin, örnek alacakları daha azca sayıda görünür rol modele haiz olması.
Kaynak, Getty Images
Ne yapılabilir?
Peki daha çok kadının istedikleri takdirde sual sormalarını sağlamak için ne yapılabilir?
İlk bakışta pandemi ileriye dönük bir yol göstermiş benzer biçimde görünebilir. Çevrimiçi (online) etkinlikler, yüksek sesle tek kelime etmek zorunda kalmadan sual sormak için yeni fırsatlar sundu: Soruları ekrandaki söyleşi kutusuna yazarak, kimi zaman de anonim olarak sorabilirsiniz.
Ek olarak giderek daha çok karşı karşıya etkinlikte, telefonla sorunuzu direkt oturum başkanının elindeki tablete gönderdiğiniz uygulamalar kullanılıyor. Böylece sual sorduğunuz mevzuda bir şey söylenmiş ve dikkatinizden kaçmışsa, moderatör bunu aslına bakarsan iletmeyecektir.
Peki bu durum endişenin bir kısmını ortadan kaldırabilir ve çevrimiçi etkinliklerde hanımefendiler da erkekler kadar fazlaca sual sorabilir mi? Ne yazık ki Zhang’ın çalışmasına bakılırsa öyleki değil.
Zhang, Haziran 2021’de Fransa’da çevrimiçi düzenlenen biyoinformatik temalı bir konferansta hanımefendiler ve erkekler tarafınca sorulan soruların sayısını kaydetti. Bu, yakın zamana kadar delegelerin çoğunluğunun adam olduğu bir alandı, sadece konuşma çevrimiçi hale vardığında, neredeyse eşit sayıda adam ve hanım katıldı.
Gene de erkekler 115 sual sorarken hanımefendiler 57 sual sormuştu. Ek olarak yaş ve kıdem farkı da gözlenmiş, 35 yaş üstü erkekler genç bayanlara ve azınlıklara kıyasla dokuz kat daha çok sual sormuştu.
Sussex Üniversitesi’nden Gillian Sandstrom, moderatörlerin her insanın sual soracaktır kadar rahat hissetmesini sağlamaya emek harcaması gerektiğine inanıyor. Zhang’ın çalışmasında, oturum başkanının cinsiyetinin herhangi bir tesiri olmadığı görüldü. Sadece moderatörün teşvik için kullanabileceği stratejiler olabilir.
Kaynak, Getty Images
İlk suali bir adam sorduğunda, peşinden daha azca sayıda kadının sual sordurulmuş olduğu tespit edildi. O halde, ilk suali sorması için bir hanıma söz vermek ve ideal olarak fazlaca kıdemli olmayan birini seçmek destek olabilir.
Doğal ki bu sadece daha kıdemsiz bir kadının sual sormak için elini kaldırması durumunda işe yarayacaktır. Hiçbir hanım sual sormak istemediğinde, dinleyicilere bu alandaki araştırmalardan bahsettim ve açıkça ilk suali sormak isteyen bir bayan olup olmadığını sormuş oldum.
Aynı araştırma alternatif bir seçeneği de ortaya koyuyor: Toplantı ya da konferansta ile izleyicilerin soru-cevap kısmına geçmeden, ana konuşmacı ya da açık oturum sonrası kısa bir ara vermek. Bu insanlara sorularını yanındakilerle paylaşma ve denetim etme fırsatı veriyor. Bunu denediğimde fazlaca daha çok sual geldiğini gördüm.
Hanımefendilerin daha uzun oturumlarda daha çok sual sordukları da tespit edildi. Bu yüzden her insanın onaylayacağı bir şey olmasa da, bir ihtimal dinleyicilerin sorularına daha çok vakit ayırmak gerekir.
Bu mevzuda şimdilik bilimsel niteliği olan ortamlarda meydana getirilen araştırmaların neticelerini temel alıyoruz, sadece aynı şeyin halka açık toplantılarda da olup olmadığını bilmek garip olacaktır. Bu stratejiler, yalnız bayanlara değil, marjinalize edilmiş ve konuşma olasılığı düşük hisseden her insana destek olma pozitif yanları da taşıyor.