[ad_1]
Duygu TAŞKIRAN – Hepimiz Duysun / İSTANBUL (İGFA) – Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı, Türk edebiyatının günümüzdeki durumu, geçmişte yetişen büyük şairler ile edebiyatçıların bugün niçin yetişemediği ve güncel eğitim sisteminin bu mevzular üstündeki tehlikeli sonuç tesirleri hakkında Hepimiz Duysun’a değerlendirmelerde bulunmuş oldu.
“OKUR ANLAMINDA ÜLKEMİZ ÇÖLLEŞİYOR”
Türk edebiyatının tüm canlılığıyla varlığını sürdürdüğünü belirten Bıyıklı, “Edebiyat dergileri çıkmaya devam ediyor. Yayınevleri fazlaca nitelikli eserler yayınlıyor. Yazarlar üretimine devam ederken, şairler de şiirlerini yazmayı sürdürüyor. Çıkan öykü, şiir, tecrübe etme ve roman şeklinde eserlerde de fazlaca nitelikli ürünlere rastlıyoruz. Türkiye’deki edebiyat üretiminde herhangi bir problem görmüyorum fakat edebiyatın muhatapları doğrusu okur anlamında ülkemiz her geçen gün çölleşmeye, kuraklaşmaya doğru gidiyor. Eserlerin okuyucu ile buluşması, okuyucusunu bulması mevzusunda bazı problemlerimiz var.” ifadelerini kullandı.
Kitabın okuyucusunu bulmasının yayınevleri cephesinden de mühim olan yanlarına değinen Mahmut Bıyıklı, “Yayınevlerinin eseri okuyucunun gündemine sunması, tanıtması ve kitabevlerine dağıtım problemini aşması gerekiyor. Kimi zaman fazlaca iyi eserler doğru yayınevini bulamadığı için okura ulaşamadığından maalesef göz ardı edilebiliyor. Bu sebeple de daha fazlaca okurun gözüne, gündemine getirilen, ‘dayatılan’ eserler popüler eserler oluyor.” dedi.
“İNSANLAR ARTIK SABIRSIZ”
Okur olmanın birazcık çile ve diz kırmayı gerektirdiğine vurgu meydana getiren Bıyıklı, “Günümüz insanı okurluk alın terini çekebilecek sabra pek haiz değil. İnsanlar kısa aforizmalar okumayı, toplumsal medyanın çerez diye adlandırabileceğimiz kısa özlü sözlerini, fazlaca popüler olan sadece işçilik anlamında çok da fazla kaliteli olmayan eserlerini, günü kurtarmak adına okumayı tercih ediyorlar. Bu durum son zamanların yadsınamaz problemlerinden bir tanesi. İnsanlar artık sabırsız, telaşlı ve emek vermeden kazanmaya bakıyor. Çilesini çekmeden meyvesini toplama arzusu, günümüz insanını neredeyse kuşatmış durumda.” dedi.
“PARA VERİP YAZAR OLABİLİYORLAR”
‘Yazar’ olma, bu mesleği icra etme mevzusunda bir popülerlik bulunduğunu ve bu sebeple birçok kişinin popüler olmak maksadıyla yazar ünvanını almak istediğini belirten Yazarlar Birliği İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı, “Her yerde yazarlık atölyeleri açılmaya başladı. Yaratı, kitap çıkarmaya çalışan fazlaca fazla insan var. Bazıları için yazar sıfatını almak, kariyer planlamalarının bir parçası olabiliyor. Yazar olmak için de eskisi şeklinde bir yayınevi kapısında beklemek, editoryal süreci kovuşturmak gerekmiyor. İsteyen parasını vererek istediği matbaada kitabını bastırıyor. Sonrasında da toplumsal medya platformlarındaki kişisel hesaplarına yazar ünvanını ekliyor. Bu bakımdan günümüzde yazar olmak pek de oldukça kolay artık. Fakat onca yazar ve baskıya karşın binlerce kitap var fakat maalesef yapıt yok!” diye konuştu.
“BU ÜLKE YANLIŞ EĞİTİMİN KURBANIDIR”
Günümüzde yaşayan ‘büyük ozan yada edebiyatçı’ denilebilecek isimlere de örnekler veren Bıyıklı, “Ülkede yaşayan öncü şahsiyetlerin tanınması ve bilinmesi mevzusunda bazı problemler yaşıyoruz. Bu ülkede fazlaca mühim şahsiyetler var fakat Türk milleti onları yeterince tanımıyor. İsmet Hususi, Yavuz Bülent Bakiler şeklinde adlar eserleri ve fikirleriyle topluma ruh aşılayan mühim isimlerdir. Bu adları tanımak, edebiyatın ve gelecek neslin selameti açısından oldukça mühim. Bu sebeple edebiyat ve edebiyatçılar bir milletin kültürünü, sosyolojisini, güzel duyu anlayışını belirler ve milletlerin var oluş harçlarını yoğururlar. Bu yüzden bu şeklinde değerlerimize ihtiyaç duyulan kıymeti hayattalarken vermeliyiz. Kör ölünce badem gözlü olmamalı.” dedi.
Toplumun edebiyata olan bakış açısının güçlendirilmesi icap ettiğini söyleyen Mahmut Bıyıklı, şu şekilde konuştu:
“Okullarımız bugün edebiyat dersi veriyor sadece edebiyat zevki veremiyor. 12 yıl süresince bu ülkenin eğitiminden mecburi olarak geçen çocuklarımız, yaşayan ya da vefat etmiş beş şairin adını sayamıyor ve eserlerini bilmiyor. Bu onların suçu da değil. Bu onlara fırsat sunamayan sistemin sorunudur. Bu millet, bu ülke ve bu ülkenin evlatları yanlış bir eğitim sisteminin kurbanıdır.”
[ad_2]
İyi Haber

