[ad_1]
Kaynak, Yeşil Sol Parti
Yeşil Sol Partili TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder, kendisinin de yargılandığı Kobani davası iddianamesinin AKP içindeki “iktidar kavgalarının” yansıması bulunduğunu savundu.
Önder, “Kobani iddianamesi, AKP’yi ileride yargılamak isteyenler bakımından bir ön iddianame niteliğindedir. Eğer buna mahkeme uyarsa, devrin muhatabımız olan tüm bakanlar, Bekir Bozdağ, Sadullah Ergin, Efkan Ala, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ilgili bürokratlar, esas fail olarak yargılanacak” görüşünü dile getirdi.
Sırrı Süreyya Önder, Yeşil Sol Parti Hukuk Komisyonu’ndan avukatlarla beraber, Kobani davası süreci ve geldiği noktaya ilişkin TBMM’de gazetecilerle söyleşi toplantısı düzenledi, soruları yanıtladı.
Kobane Davası’nın son duruşmasında müdafa yapmadığına işaret eden Önder, Meclis Başkanvekili ve milletvekili olmasına rağmen, kendisine yönelik adli önlem uygulandığını söylemiş oldu.
Önder, “‘Artık bunlar bir şey yapmışlar ki yargılanıyorlar’ bahsi bile geride kaldı. Yargı iktidarın hükmetme aracı haline geldi. Bu yargıçları evlatları bile mahcubiyetle, anıyorlar, yadsıyorlar” diye konuştu.
‘Mahkeme uyarsa, bakanlar, Erdoğan, esas fail olarak yargılanacak’
Kaynak, Yeşil Sol Parti
Kobani iddianamesinin, “AKP içi iktidar kavgalarının” yansıması olduğuna işaret eden Önder şu görüşleri dile getirdi:
“Kobane iddianamesi, ileride AKP’yi yargılamak isteyenler bakımından bir ön iddianamedir. AKP içi iktidar kavgalarında çözüm sürecine muhalif olan kesim, bu iddianameyle onları yargılatmanın ya da tasfiye etmenin ilk adımını atıyorlar.
“İddianameyi okuyun, çözüm süreci faaliyetleri kriminalize ediliyor, kabahat olarak değerlendiriliyor. Eğer buna mahkeme uyarsa, döneminde muhatabımız olan tüm bakanlar; Bekir Bozdağ, Sadullah Ergin, Efkan Ala, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ilgili bürokratlar, esas fail olarak yargılanacak.
“Çözüm süreci için getirilen çerçeve yasa var. Bu süreçte yer edinen şahıslara yargı bağışıklığı sağlamak amacıyla hazırlandı. Yönetmeliği çıkarılmayarak, kadük edildi o yasa. Kendi elleriyle o yasayı imha ettiler. Bizi siyaseten imha etmek isteyen anlayışta, bu denklemi çözecek zeka yok. Tümü ahmak, tümü alık, tümü kategorik karşıtlık üstünden, Kürt düşmanlığı üstünden kendi iplerini yağlamakla meşguller.”
Mahkemede bu görüşü sıkça dile getirince, mahkeme heyetinin kendilerine, “Size bundan değil de, bir ihtimal üyelik ya da yöneticilikten ceza veririz, her ihtimale karşı savunmasını yapanlar, bu mevzuda da savunmasını yapsınlar” söylediğini özetleyen Önder, “Bunca senelik kıdemli sanığım fakat ben ‘her ihtimale karşı müdafa’ diye bir şeyi ömrümde görmediğimi söyledim” dedi.

Kaynak, Getty Images
‘6-8 Ekim’i Efkan Ala’nın odasında geçirdik’
Önder, 6-8 Ekim Kobani eylemleri dönemindeki gerginliği önlemek için gösterdikleri çabaya, devrin İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın şahit olduğuna dikkat çekti:
“O iki günü orada onu odasında geçirdik. Gelmekte olanı görüyorduk ve engellemek için iki gün mesai yürüttük. Rahmetli değil, hala hayatta. Çıksın öyleki olmadı desin! Efkan Ala, Mahkemeye çıkaramıyorsanız dışarıdan demeç versinler. Sırrı yalan söylüyor demeseler de olur. Eğer onun anlattığı şeklinde olmadı desinler çıkıp kamuoyundan özür dileyeceğim, müdafa yapmayacağım.
“Orada iktidar içi bir harp var. Bu mevzuda kamuoyu kafi duyarlılığı göstermiyor. Bu çember herkesi içine alacak bir karakter taşıyor.”
Türkiye’nin Suriye’ye yönelik operasyonlarına ilişkin sual üstüne de Önder, Türkiye’nin uzun süreden beri bölgesel bir güç olmaya çalıştığına işaret etti.
Ülkede ne vakit seçime gidilse “kalım” söyleminin dolaşıma sokulduğunu kaydeden Önder, “Biliyoruz ki kontrol edilemeyen güç, güç değildir. İktidarın iddiası bölgede kabul görmeyince, bu söz karşılık bulmayınca askeri müdahale bulma çabasıdır” görüşünü savundu.

Kaynak, Getty Images
Sırrı Süreyya Önder, devrin HDP’li temsilcileri ile beraber 28 Şubat 2015’te Başbakanlık Dolmabahçe ofisinde “çözüm süreci” toplantısında
‘Partisinin Sezgin Tanrıkulu’nun arkasında durmaktan ödü kopuyor’
İktidarın, güç savaşlarını Kürtlerin iradesi, demokratik hakları üstünden yaptığını korumak için çaba sarfeden Önder, muhalefetin de iktidarın bu alandaki “hegemonyasına ayak uydurduğunu” savundu.
CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik sözleri sebebiyle hakkında fezleke düzenlenmesini buna örnek gösteren Önder, “Kendi partisinin bile Tanrıkulu’nun arkasında durmaktan ödü kopuyor” görüşünü dile getirdi.
‘Yeni anayasa tartışmalarına kapalı değiliz’
İktidar partisinin “yeni anayasa” çağrılarına ilişkin partisinin tutumunun sorulması üstüne de Önder, bu mevzuya kapalı olmadıklarını söylemiş oldu:
“Bu ülkede bir yeni anayasaya gereksinim var ise, Kürt meselesi bu ihtiyacın en mühim başlıklarındandır. Fakat Kürt melesine dair anadilde eğitim, ulusal demokrat kimliğinin geliştirilmesi şeklinde bunlardan herhangi bir mevzuda teklifte bulunursan, 16 senelik bir fezleke sizi bekliyor olacak.
“Yeni bir anayasa tartışmasına kapalı değiliz. Bunun için konuşmak, önerileri söylemek lazım. Bir tek siyasal parti temsilcileri ile görüşerek olmaz. Değişik zemin ve platformlarda tartışılmalıdır. Ilk olarak memlekette yurttaşın ne istediğimi söylenildiği, ceza tehdidinin ortadan kaldırıldığı bir düzem hazırlayın.”
[ad_2]
İyi Haber

