[ad_1]
Kaynak, Getty Images
Netanyahu ve Erdoğan 19 Eylül’de New York’ta görüşmüştü
Hamas’ın “Aksa Tufanı” adını verdiği sürpriz operasyonla süregelen İsrail-Hamas savaşı, Türkiye’nin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu resmi bir ziyaret için beklediği bir dönemde çıktı.
Taraflara itidal çağrısında bulunan ve şiddetin sona ermesi için diplomatik çabalarına süregelen Ankara, bu süreçte dengeli ve etken bir siyaset seyredip bölgesel etkinliğini kullanmayı hedefliyor.
Internasyonal toplumun dikkatinin tekrardan Orta Doğu’ya dönmesine yol açan gerilimle ilgili Ankara’dan ilk tepki, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan geldi. Cumartesi günü Ankara’da AKP Kongresi’nde konuşan Erdoğan, “Türkiye olarak bu sabah İsrail’de meydana gelen hadiseler ışığında tüm tarafları itidalle hareket etmeye, gerilimi daha da tırmandıracak fevri adımlardan uzak durmaya çağırıyoruz” dedi.
Erdoğan’ın sözleri sonrasında Dışişleri Bakanlığı’nın yapmış olduğu, “İsrail-Filistin bağlamında yaşanmış olan son gelişmeler hakkında” başlıklı açıklamayla derinleştirildi.
Açıklamada Erdoğan şeklinde, “taraflar” kelimesi kullanıldı, itidal çağrısı yapılmış oldu ve “Sivil can kayıplarını şiddetle kınıyoruz” denildi. Ek olarak Türkiye’nin izleyeceği politikaya ilişkin işaret de verildi:
“Söz mevzusu gelişmelerin daha çok tırmanmadan ve daha geniş bir alana yayılmadan denetim altına alınabilmesini teminen, Türkiye olarak elimizden gelen katkıyı sağlamaya daima hazırız. Bu doğrultuda ilgili taraflarla temaslarımızı yoğun bir halde sürdürüyoruz.”
Kaynak, Getty Images
Dışişleri Bakanı Fidan, Blinken ve öteki bakanlarla görüştü
Dışişleri Bakanlığı’nın bu açıklamasından sonrasında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki’nin yanı sıra Katar, Suudi Arabistan, Mısır ve İran dışişleri bakanları ile de telefon görüşmeleri gerçekleştirdiği kaydedildi.
Temasların içeriğine ilişkin detaylı izahat yapılmadı sadece ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan Blinken-Fidan görüşmesinin arkasından meydana getirilen kısa bilgilendirmede, Blinken’ın Türkiye’yi devreye girme mevzusunda cesaretlendirdiği vurgulandı. ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nden meydana getirilen kısa açıklamada da, Türkiye’nin itidal çağrısına destek verilmesi dikkat çekti.
Etkin siyaset arayışı
Şiddetin alevlendiği Cumartesi sabahından bu yana yaşanmış olan gelişmeler, Türkiye’nin, kendisinin dengeli olarak görmüş olduğu etkin bir siyaset seyretme arayışında bulunduğunu gösteriyor.
Resmi açıklamalarda, Hamas’ın adı geçmemesine rağmen “sivillere karşı şiddetin kınanması vurgusunun yapılması”, Ankara’nın bölgeden gelen haber ve görüntülere duyarsız kalmadığının kanıtı olarak görülüyor.
Bununla beraber Cumhurbaşkanı Erdoğan ve öteki yetkililer, Kudüs’teki Mescid-i Aksa’nın dini ve zamanı statüsünün değiştirilmesine karşı çıkmaya devam edecekleri mesajı da verdiler.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yürüttüğü dış ilişkiler trafiği de, Ankara’nın bu süreçte etkin olacağının işareti. Fidan’ın diplomatik çabalarının kapsamı, bölgedeki gerilimin ülkelerin kendi çabalarıyla değil sadece ortak bir hareket sonucu dindirilebileceğine işaret ediyor. Fidan’ın Mısır, Suudi Arabistan ve İran ile kurduğu temaslar bu açıdan mühim görülüyor. Gelişmelerin seyrine bakılırsa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da devreye girmesi planlanıyor.

Kaynak, Getty Images
Blinken ve Fidan 22 Eylül’de New York’ta görüşmüştü
Ankara, Hamas ile 2006’dan bu yana temasta
Türkiye, birçok Batı ülkesinin aksine Hamas’ı meşru bir siyasal erkek oyuncu olarak görüyor ve Filistin’deki öteki kuvvetli teşkilat olan El Fetih ile ortak bir hükümet kurma mevzusunda arabuluculuk yapıyor.
Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26 Temmuz 2023’te Filistin Özerk Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas ve Hamas lideri İsmail Haniye’yi Ankara’da ağırlamış ve ortak yönetim mevzusundaki çağrılarını yinelemişti.
Türkiye ile Hamas arasındaki resmi bağlar ilk kez 2006’da üst düzey bir Hamas heyetinin Ankara’yı ziyaretiyle başladı. Türkiye-İsrail ilişkileri, 2010’da yaşanmış olan Mavi Marmara bunalımıyla gerilemesi sürecinde, Ankara’nın Hamas’la temasları yoğunlaştı. Bazı üst düzey yetkililerin İsrail karşıtı faaliyetlerini Türkiye’den yönlendirdiği iddiası, İsrail tarafınca sıkça dile getirildi.
İsrail, Türkiye ile normalleşme sürecinde Hamas’ın faaliyetlerinin sona erdirilmesini şartlardan biri olarak masaya sürdü. Ankara’nın, tam olmasa da, bu koşulu yerine getirdiğine yönelik haberler internasyonal basında yer aldı.
Ankara arabuluculuk yapabilir mi?
Bölgedeki son gelişmeler, Ankara’nın arabulucu olarak devreye girmesini sağlayabilir mi sorusunu da bununla beraber getirdi. Ankara’nın Hamas ile temasa geçtiğine dair hemen hemen bir haber yok.
İsrail’in Türkiye Büyükelçisi Irit Lillian, 8 Ekim’de Milliyet gazetesine verdiği demeçte, bu olasılıkla ilgili bir soruya cevap verirken, “Türkiye’nin Hamas ile herhangi bir ilişkisi bulunduğunu düşünmüyorum. Türkiye barışçıl bir ülkedir. Bölgedeki güçler içinde sulh, refah ve daha iyi anlaşılma arayışında. Niçin Hamas adına müdahale etsinler ki?” dedi.
Büyükelçi Lillian, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bölgede sulh ve istikrar arayan bir önder bulunduğunu ve bu kapsamda elinden geleni yapacağına inandığını da kaydetti.
İsrail-Türkiye normalleşme süreci iyi mi etkilenir?
Bölgedeki son gerilimin, Türkiye-İsrail normalleşme süreci açısından büyük ehemmiyet verilen bir dönemde yaşanması dikkat çekici. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Eylül ayında New York’ta bir araya gelmiş olduğu İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, ertelenen Türkiye ziyaretini Ekim ya da Kasım ayında yapmasının planlandığı kaydedilmişti.
Netanyahu’nun ziyareti öncesi bilhassa enerji alanındaki ortaklaşa iş olasılıklarını görüşmek suretiyle Türkiye-İsrail içinde bakan düzeyinde temasların gerçekleştirilmesi de öngörülüyordu.
Sadece yaşanmış olan son gelişmelerin bu temasların ertelenmesine niçin olabileceği değerlendirmeleri yapılıyor. Türkiye-İsrail normalleşmesinin geleceğinin ise çatışma ortamının iyi mi evrileceğine bakılırsa şekilleneceği yorumları öne çıkıyor.
[ad_2]
İyi Haber

