Erdoğan DEMİR (EDİRNE İGFA) Mevzuyla ilgili olarak MHP Keşan İlçe Başkanlığı’ndan meydana getirilen açıklamaya nazaran kurultay yarın saat 13.00’de Sezayi Irmak Şelale Düğün Sarayı’nda gerçekleştirilecek.
Kongrede şu anki İl Başkanı Zakir Tercan’ın aday olmayacağı ve MHP Edirne eski Merkez İlçe Başkanı Emre Tokluoğlu başkanlığındaki tek sıralama ile seçime gidilmesi umut ediliyor.
Keşan’dan il kongresine katılacak partililer için saat 10.30’da hükümet konağı önünden vasıta kaldırılacağı da açıklandı.
Süper Lig’de 2019-2020 sezonunda şampiyonluk ipini göğüsleyen ve zirvenin kuvvetli takımları içinde yer edinen Rams Başakşehir için beklenmedik bir gelişme yaşandı.
City Futbol Grubu, Başakşehir’in yüzde 40’lık hissesini satın almak için resmi teklif yapmış oldu ve görüşmelere başladı. Taraflar içinde görüşmelerin devam etmiş olduğu öğrenildi.
Bundesliga’nın köklü ekiplerinden Borussia Mönchengladbach’ın da yatırımcısı olan City Grubu’n bünyesinde şu takımlar bulunuyor: Manchester City, New York City, Melborne City, Yokohama Marinos, Montevideo City Torque, Girona FC, Schuan Jiuniu, Mumbai City FC, Lommel SK, Esparence Sportive Troyes, Palermo, Bahia, Club Bolivar City.
Lübnan’da kutlamalar esnasında havaya oluşturulan ateşle yılda averaj 7 şahıs yaşamını kaybediyor
Haber bilgisi
Yazan, Carine Torbey
Unvan, BBC Arapça Servisi – Beyrut
Lübnan’da çeşitli kutlamalarda havaya ateş eden silahlardan çıkan serseri kurşunlar her yıl averaj yedi can alıyor. Her kurbanla beraber, can yitirilmesine neden olan bu ölümcül kültürün niçin devam etmiş olduğu tartışması da tekrardan alevleniyor. BBC Arapça’dan Carine Torbey bu probleminin yanıtını aradı.
Naya, bir adayın lise imtihanlarındaki başarısını kutlayan yakın bir mahallede atılan silahtan çıkan serseri kurşunla vurulduğunda yedi yaşındaydı. Ağustos ayında kafasından vurulduğunda okul bahçesinde oynuyordu.
Naya ölmeden ilkin 23 gün komada kaldı ve bu vaka toplumsal medyada bir hiddet dalgasına yol açtı.
Sadece bu tür hedefsiz katliam vakalarında, doğrulanabilen tek data çoğu zaman kurbanın kimliği oluyor; katil çoğu zaman anonim bir suçlu olarak kalır, kendi hayatına devam eder ve kim bilir verdiği zarardan habersizdir.
Hasmik Harpoyan, “Naya ölmeden haftalar ilkin komaya girdiğinde geceler süresince onun için yakarma ettim” diyor. Naya’yı ya da ailesini tanımıyor fakat iyi mi hissettiklerini fazlaca iyi biliyor.
Futbol maçında serseri kurşunla yaralanan 13 yaşındaki çocuk
Daha birkaç ay ilkin Harpoyan’ın 13 yaşındaki oğlu V. Christ, başkent Beyrut’un batısındaki bir stadyumda maça gitmiş, kaburgalarının arasına bir kurşun isabet etmiş fakat olağanüstü bir halde hayatta kalmıştı.
Kurşun hala Christ’in göğsüne saplı halde duruyor. Vücudunda Kalaşnikof mermisinin girmiş olduğu ufak bir noktayı gösteriyor.
Vaka günü kurşun sesi duyduğunu hatırlamıyor. Tek hatırlamış olduğu ansızın sırtında fazlaca keskin bir ağrı hissettiği ve nefes alamadığı. Antrenörü kan lekelerini fark edene kadar Christ’in niçin ağladığını anlayamamış ve onu doğruca hastaneye götürmüş.
Christ “serseri kurşun” teriminin ne anlama geldiğini bile bilmiyordu. Fakat bugün ne süre bir ses duysa irkiliyor.
“Kurşun ya da havai fişek olsun, herhangi bir seste aklımı kaçıracak benzer biçimde oluyorum. Sağa sola koşuyorum, saklanacak bir yer arıyorum.”
Polis hastaneye vardığında aileye dava açmalarını tavsiye etti.
İki hafta sonrasında Christ’in ailesini yine arayarak, o gün kaybettikleri bir yakınlarının yasını tuttukları için ateş eden 12 kişiyi tespit edebildiklerini, sadece oğullarının kimin kurşunuyla vurulduğunu belirleyemediklerini söylemiş oldu.
Havaya ateş etmek Lübnan yasalarına aykırı olmasına ve 2016’dan bu yana altı aydan üç yıla kadar hapis, para cezası ve silahlara el konulmasıyla cezalandırılmasına karşın Christ’in ailesi hiç kimseye karşı kabahat duyurusunda bulunmadı.
Eğer ateş etmek ölümle sonuçlanırsa, cezası ağır.
“Birini suçlasam bile, hapishaneye bir kapıdan girer, diğerinden çıkar ve sonrasında benim evime gelir” diyen Harpoyan, tetikçilerin siyasal liderler tarafınca korunduğuna ve bunlardan birinin yargılanmasının davacı açısından geri tepebileceğine dair genel bir hissi ifade ediyor.
Oldukca azca kişinin bu suçtan dolayı ceza almış olduğu doğru.
Hukuk ve hakkaniyet mevzularıyla ilgilenen Lübnan gazetesi Al-Qaws’a bakılırsa geçtiğimiz yılbaşı gecesi, kutlama amaçlı silahlı hücum suçlarıyla ilgili olarak 242 şüpheli tespit edildi.
Rapor, bunlardan 186’sı hakkında hiçbir işlem yapılmadığını, diğerlerinin geçici olarak tutuklandığını ve yalnız ikisinin gözaltında tutulduğunu ortaya koydu.
Yorumcular bunun sebebinin bu iki kişinin bağlantı kurabilecekleri herhangi bir siyasetçi ya da nüfuzlu şahıs tanımamaları bulunduğunu düşünüyor.
Fotoğraf altı yazısı,
Christ’in kaburgaları arasına giren kurşunun izi
Havaya ateş edildiğinde mermiye ne olur?
Çeşitli emek harcamalar, düşen bir merminin hızının yeni ateşlenmiş bir merminin hızından fazlaca daha düşük olmasına karşın, gene de ölümcül olabileceğini gösteriyor.
Mermi ateşlendiğinde, gazların hızla genleşmesiyle namludan aşağıya doğru büyük bir hızla itilir; yüksek süratli bir silahta bu saniyede bin 500 metreden fazla olabilir.
Eğer havaya doğru ateşlenirse, mermiler bu patlayıcı ivmenin tesiri altında hareket edecek ve yer çekimi ve hava direnci hızlarını sıfıra indirene kadar yukarı çıkmaya devam edecektir.
Hemen sonra mermiler aşağı doğru inişe geçecek ve yer çekimi sebebiyle hızları artacaktır (hava direnci onları yavaşlatmaya devam etse de).
Bir merminin son hızı, mermi bileşimi, mermilerin şekli ve kalibresi ve ateşleme açısı benzer biçimde birçok faktöre bağlı.
1962 senesinde meydana getirilen bir araştırmaya bakılırsa, 0.30 kalibrelik mermiler düşerken saniyede 91 metre hıza ulaşabilir. Araştırmalar, saniyede 61 metrenin kafatasını delmek için kafi bulunduğunu gösteriyor.
2018’de meydana getirilen bir araştırma, düşen bazı mermilerin saniyede 180 metre kadar hıza ulaşabildiğini ve kafatasından geçebildiğini ortaya koymuştu.
Tabanca kültürüyle ilgili emek verme meydana getiren uzmanlar, havaya ateş etmenin silahları erkeklik ve ego ile ilişkilendiren kültürel varsayımlardan kaynaklandığına inanıyor.
Sadece bununla birlikte, kurusıkı silahlarla da olsa, askeri cenaze törenlerinde 21 pare top atışı yapılması ya da atış birliklerinin konuşlandırılması şeklindeki yaygın uygulamanın da bir halde tesirinin olabileceğini söylüyorlar.
Kaynak, Getty Images
‘Vicdan azabı çekmeye başladım’
Bu ağlatısal hikayelere, medyada yürütülen yoğun farkındalık kampanyalarına ve dini ve siyasal otoritelerin bu olguyu onlarca defa kınamasına karşın, birçok şahıs ülke genelindeki kutlamalarda bu alışkanlığı sürdürmeye devam ediyor. Sadece bazı katılımcılar bir kez daha düşünüyor.
Batı Beyrut’ta yaşayan 31 yaşındaki Ayman da eskiden havaya ateş açan biriymiş. Yoğun yapılaşmanın olduğu bir bölgede oturmuş olduğu binanın çatısından fırsat buldukça gökyüzüne rastgele ateş edermiş.
“İlk kez on dört yaşındaydım. Havaya ateş ederdik ve hatta öteki mahallelerdeki gençlerle yarışırdık” diye konu alıyor.
Düğünlerde ya da başka bir kutlamada, hatta kimi zaman de hiçbir niçin yokken ateş edermiş.
Sadece birkaç yıl ilkin bundan vazgeçmiş.
“Birinin serseri kurşunlarla öldürüldüğünü duyduğumda vicdan azabı çekmeye başladım. Ben büyürken kimse bizlere bunun erkeklikle ilgisi olmadığını söylemedi. Kimse bizlere bu mermilerin öldürebileceğini ve dinen yasak bulunduğunu söylemedi.”
Ayman silahını tamamen terk etmemiş fakat artık atış kulüplerinde ya da uzak bölgelerde kullanmayı tercih ediyor.
Kaynak, Getty Images
Kutlama amacıyla havaya ateş açmak ne kadar yaygın?
Bu uygulama Orta Doğu, Şimal Afrika, Cenup ABD, Balkanlar ve Asya’nın Afganistan ve Pakistan benzer biçimde bölgelerinde yaygın.
Çoğu zaman yılbaşı, düğün, dini bir bayram ya da iyi bir imtihan yada maç sonucu benzer biçimde mutlu bir vakayla bağlantılıdır.
ABD’de de havaya ateş açılıyor, sadece bu kutlamadan fazlaca sokak şiddetiyle bağlantılı.
Ağustos ayında Ürdünlü polis memuru Hamza El Fanatseh düğün gününde serseri bir kurşunla öldürüldü.
Ocak ayında ABD’nin Michigan eyaletinde bir partide kutlama amaçlı ateş açılması sonucu iki şahıs yaşamını yitirdi. Aralık 2021’de, Şimal Carolina’da biri hanım olmak suretiyle fazlaca sayıda şahıs serseri kurşunlarla vurularak öldürüldü.
Eylül 2021’de Afganistan’ın başkenti Kabil’de Taliban militanlarının Panjshir Vadisi’ni ele geçirmelerini kutlamaları esnasında minimum 17 şahıs öldü ve 41 şahıs yaralandı.
Ölümle sonuçlanan öteki örnekler içinde Filipinler’de 2011 yılbaşı kutlamalarında serseri kurşunların isabet etmiş olduğu üç şahıs; 2010 senesinde bir Türk damadın kendi düğününde AK-47 ile ateş ederek üç akrabasını öldürmesi; ve Irak futbol takımının 2007 Asya Kupası’nda Vietnam’ı yenmesinin peşinden Bağdat’ta meydana getirilen kutlamalar esnasında üç kişinin öldürülmesi sayılabilir.
Habere katkıda bulunanlar: Mark Shea ve Selin Girit
ampiyonlar Ligi’nde 2 mata 4 puan toplayan Galatasaray, nemli bir istatistikte de 31 rakibinden, 30’unu geride brakt.
8 SABETTE 5 GOL
Be Soccer Pro’nun verilerine gre sar krmzllar, ampiyonlar Ligi’nde toplam 8 isabetli uttan 5 gol kartarak, yzde 62.5’lik bir oran yakalad. Galatasaray hcumdaki bu verimlilii yardımıyla 2 mata bulduu 5 golle dikkatleri zerine ekti. Sar krmzl ekibe bu alanda stnlk salayan tek takm ise Atletico Madrid oldu. spanyol ekibi ayn istatistik irketinin verilerine gre 6 utta 4 gol bulmay baard. Yzde 66.67’lik bir oran yakalamay baaran Atletico Madrid, tm rakiplerini geride brakt.
LGDE ZRVEDE FENERBAHE VAR
Bu iki takm yzde 60’la, 5 utta 3 gol gören Paris Saint Germain takip ediyor. Galatasaray’n grubunda yer edinen Kopenhag da 6 isabetli utta bulduu 3 golle ve yzde 50’lik etkiyle drdnc srada.
Lens de ayn ekilde 6 utta 3 golle ilk 5 iinde yer edinen bir baka takm. Braga 8 utta, 4 gol; Manchester United 10 utta, 5 gol atmasna ramen daha ok ut att iin etkinlik anlamnda daha baarsz. Sper Lig’de ise 3 bykler arasnda ilk srada 48 utta, 18 gol atan Fenerbahe yer alyor. Yzde 37.5 oran yakalayan Kanarya’y 43 utta, 14 gol ve yzde 32 isabetle
Dünyaca beğenilen filmlerin müziklerinin örneksiz dans koreografisi ve senfoni orkestrası eşliğinde sahneleneceği “Film On The Stage” gösterisi, 13 Ekim’de Ankara’da seyirciyle buluşmaya hazırlanıyor.
Beyaz perde tarihinde kendine yer edinmiş, en fazlaca izlenen, hafızalara kazınmış filmler arasından seçilmiş 18 filmin, müziği, unutulmaz anları ve hafızlarda uyandırdığı temalar, şef Musa Göçmen eşliğindeki 40 kişilik senfoni orkestrası ile 13 dansçı ve 3 opera sanatçısının performansıyla, TED ATA Sahne’de sahnelenecek.
“Film On The Stage” Projesinin yapımcısı Cemalettin Kömürcü, orkestra şefi Musa Göçmen ve solist Melis Kızılaslan, gösterinin genel provasının yapıldığı TED Ata Sahne’de gazetecilere açıklamalarda bulunmuş oldu.
Kömürcü, projenin, kişisel hayalinin bir eseri olarak ortaya çıktığını belirterek, “13 Ekim’de izleyicimizi ilk kez karşılaşacakları bir müzikal, film müzikleri konseri, dans performansı ve görsel bir şov bekliyor. 13 Ekim’deki şov, Türkiye’de bu alandaki sanatlar içinde bir ilk olacak.” diye konuştu.
Ankara’da prömiyeri yapılacak gösteriyle Türkiye turnesine başlayacaklarını peşinden Avrupa ve Körfez ülkeleri turnesi planladıklarını belirten Kömürcü, “Film On The Stage gösterimizi, öteki film müzikleri konserlerinden ayıran noktası, seyircilerimiz bu salonda 40 kişilik canlı bir orkestrayı, 18 kişilik çağdaş dans topluluğunu ve koreografileri, ışık şovları ve bu filmlerden esinlenilerek üretilmiş VTR’leri görecekler ve çok önemli bir akşam yaşayacaklar.” ifadelerini kullandı.
Kömürcü, gösteride “Gladyatör”, “Batman”, “Joker”, “Baba” benzer biçimde 18 filmin müziklerinin yanı sıra sürpriz etkinlikler olacağını kaydetti.
“İLK DEFA FİLM MÜZİKLERİ, DANS, DRAMA, IŞIK VE GÖRSEL ŞOVLARLA İZLEYİCİYE SUNULACAK”
Göçmen ise Film On The Stage’i sahnelemek için ekip olarak aylardır çalıştıklarını belirterek, “Bizim için fazlaca heyecanlı bir proje bu sebeple ilk kez film müzikleri, dans, drama, ışık ve görsel şovlarla seyirciye sunulmuş olacak. İnanıyorum ki izleyen her insanın onlarca kere seyretmek istediği, onlarca kere izledikten sonrasında da gene gelmek için can attıkları bir proje olacak. Zira biz tüm provalarda aynı tadı alıyoruz.” diye konuştu.
Gösterinin solistlerinden Kızılaslan da büyük bir coşku ve hayalle süregelen projede yer almaktan mutluluk duyduğunu dile getirdi.
Film müziklerini Kızılaslan’ın yanı sıra Zeynep Burcu Altınel ve Zirve Ören seslendirecek. Dans koreografilerini Galip Emre’nin, kostüm tasarımını Gökçe Şener’in, ışık tasarımını Mustafa Bal’ın üstlendiği gösterinin yönetmenliğini ise Ersin Ayhan meydana getirecek.
Mehmet UZEL (KAYSERİ İGFA) Açılışa Kayseri Valisi Gökmen Çiçek’in yanı sıra, Vali Yardımcısı Ömer Tekeş, Melikgazi Kaymakamı Bülent Karacan, Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu, kamu kurum ve müesseselerinin temsilcileri, Sivil Cemiyet Kurum temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
Açılışta bir konuşma icra eden Vali Çiçek “6 Şubat’ta yaşadığımız depremde Kayseri’nin yağmur olup yağdığını orada oldukça büyük bir savaşım verdiğini hep birlikte takip ettik. Daha depremin ilk gününden itibaren arama kurtarma ekiplerimiz, İHH, ANDA, TURKUVAZ, AFAD hepsi orada oldukça büyük bir savaşım verdiler. Sizlere minnettarız” dedi
Arama Kurtarma Derneklerinin zelzele bölgesinde canları kurtardığını belirten Vali Gökmen Çiçek, “Orada canları kurtardınız, yıkıntı altından yaralılar çıkardınız. Şimdi ise her gün ölmekte olan çocuklarımızı zehirlemek isteyen alçaklardan çocuklarımızı kurtarmak için onları fena alışkanlıklara, uyuşturucu illetine, zehir tacirlerinin ellerine düşürmemek için savaşım veriyoruz. Polisiye tedbirlerle her gün operasyonlar yapıyoruz. Fakat bu yetmiyor. Biz istiyoruz ki tüm gençlerimiz bir sporla uğraşsın, lisanslı olsunlar, şampiyonlar çıkaralım istiyoruz. İşte gençlerimiz için insanımız için savaşım eden ANDA’nın şimdi de gençlerimizi fena alışkanlıklardan korumak için verdiği savaşım aslen aynı misyonun gereği. Afet zamanlarında afetlere koşan arama kurtarma derneklerimiz, afet olmadığı zamanlarda da gençlerimizi sporla buluşturmaya başlayacaklar ve devam edecekler. Bundan dolayı teşekkür ediyorum.” diye konuştu.
Vali Çiçek ek olarak, “Melikgazi Belediye Başkanımız Mustafa Palancıoğlu, gereksinim olduğu süre asla zora sokmadan elini taşın altına koyarak o iş için ben varım, yaparım diye çok arzuluyor. Bu güzel tesisi ANDA’ya tahsis etmiş olduğu için Mustafa Palancıoğlu’na teşekkür ediyorum.” dedi
Vali Gökmen Çiçek konuşmasının sonunda, Büyükşehir Belediyesi’nin, ilçe belediyeleri ve Gençlik Spor İl Müdürlüğü’nün sporla ilgili mücadelelerinin bulunduğunu ve kendilerinin de bu mücadeleye destek olmak için, Erdemlerimizle Varız, ERVA ile beraber tüm mahallelerimizde spor okulları açacaklarını açıkladı.
Konuşmaların peşinden Melikgazi Belediyesi tarafınca Tavlusun mahallesinde tahsis edilen yere meydana getirilen ANDA Spor Okulu’nun açılışı Vali Gökmen Çiçek ve protokol üyeleri tarafınca yapılmış oldu.
UEFA Konuşma Ligi’nde perşembe günü Lugano’yu ağırlayan Beşiktaş, 2-0 önde olduğu mücadeleyi son 9 dakikada yediği 3 golle yenik tamamladı. Maç süresince “Yönetim çekilme” tezahüratları meydana getiren Siyah-Beyazlı taraftarlar mücadelenin arkasından stadyumdan ayrılmadı. Protesto devam etti. Beşiktaş Yönetimi, karşılaşmanın arkasından Tüpraş Stadyumu’nda muhteşem toplantı gerçekleştirmiş oldu. Teknik Direktör Şenol Güneş, Beşiktaş’ın menfaatleri doğrultusunda bir kan değişikliğine gereksinim bulunduğunu belirterek çekilme etmek istediğini Başkan Çebi’ye iletti. Geç saatlere kadar devam eden toplantının arkasından taraflar stadyumdan ayrıldı.
BURAK YILMAZ ÇALIŞTIRDI
Dün ise tecrübeli çalıştırıcı, idmana çıkmadı. Beşiktaş, oyuncularla da vedalaşan Şenol Güneş’in ayrılığını şu ifadelerle duyurdu: “Lugano maçının arkasından bir araya gelmiş olduğu Başkanımız Ahmet Nur Çebi’ye, kulübümüzün ve takımımızın önünü açmak adına alınacak her türlü karara saygı duyacağını ifade eden Teknik Direktörümüz Şenol Güneş, bugün itibarıyla görevinden ayrılmıştır.” Güneş’in ayrılığı sonrası Kara Kartal, Burak Yılmaz yönetiminde çalıştı. Yılmaz’ın İstanbulspor maçında takımın başlangıcında olması planlanıyor. Teknik Direktör Şenol Güneş, Beşiktaş’taki ikinci döneminde toplam 41 maça çıktı.
SEÇİM EN GEÇ ARALIK’TA
Siyah-Beyazlı takımda toplamda 28 yengi luğu yaşayan 71 yaşındaki tecrübeli teknik adam, 7 beraberlik ve 6 mağlubiyetle maç başına 2.22 puan averajı tutturdu. Öte taraftan Siyah-Beyazlılar, muhteşem seçim sonucu aldığını duyurdu. Kulüpten meydana getirilen açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Yönetim Kurulumuz, en geç aralık ayının başlangıcında olmak suretiyle Muhteşem Seçimli Genel Kurul Toplantısı düzenleme sonucu almıştır. Muhteşem Seçimli Genel Kurul Toplantısı’nın hangi tarihte gerçekleştirileceği gelecek hafta düzenlenecek basın toplantısında duyuru edilecektir.” Mevcut Başkan Ahmet Nur Çebi’nin ise tekrardan adaylığını koyacağı iddia edildi.
Manisa’da Marmara Gölü’nün kıyısındaki Tekelioğlu köyünde bazıları 50 senedir balıkçılık meydana getiren köylüler, gölün kurumasıyla beraber kendilerini yeni bir hayatta kalma mücadelesinin içinde buldular.
Eski balıkçılardan Mehmet Erefe, “İyi olmaya çalışıyoruz fakat gölümüz gitti… Köyümüz öldü…” diyor.
Yükselen yem tutarları ve su sıkıntısı sebebiyle hayvancılık yapamadıklarını, artık bir üzüm tarlasında emek harcayarak geçindiğini konu alıyor.
Gölün iklim krizi karşısında yanlış ziraat politikaları ve baraj inşaatları sebebiyle “kurutulduğunu” korumak için çaba sarfeden köylüler, bazı eski balıkçıların iş aramak için başka bölgelere göç etmek zorunda kaldığını söylüyorlar.
Türkiye’de insanoğlu uzun süredir işsizlik sebebiyle doğduğu bölgeleri terk etmek zorunda kalıyor.
Göç; sosyo-ekonomik durum, politika, göç edilen yerde ilişki ağlarının olup olmaması şeklinde birçok faktöre bağlı karmaşık bir mevzu.
Bu karmaşık denkleme artık iklim değişikliği de dahil oluyor.
Uzmanlar, Türkiye için iklim krizinin şiddetlendirdiği en mühim risklerden önde gelen kuraklığın, “yanlış politikalarla birleşerek” ülke içinde ve haricinde insanları yerinden ettiğini söylüyor.
İklim krizinin “temel göç sebebi” haline gelebileceğini tahmin eden uzmanlar, “sığınmacı krizinlerinin”, iklim değişikliğine karşı tedbir ve uyum politikaları olmadan, gittikçe şiddetlenebileceği uyarısında bulunuyor.
‘Resmi olarak iklim göçleri çağına girdik’
Kaynak, Reuters
İnsanlığın yeryüzünde binlerce senedir yaşamış olduğu bölgeler oldukça sınırı olan bir alan.
Bu bölgelerin ortak özelliği, insanoğlunun hayatta kalma sınırları sebebiyle, senelik averaj sıcaklığın 13 aşama civarında olması.
Sadece insan kaynaklı küresel ısınma, canlıların hayatta kalabildiği bu bölgeleri her gün averaj 1,15 metre hızla kutuplara doğru itiyor.
40-50 yıl içinde, nüfus artışının da etkisiyle, bir ila üç milyar kadar kişinin yerlerinden olacağı öngörülüyor.
Birleşmiş Milletler’e (BM) nazaran bu göçler başladı bile.
Eylül başlangıcında Afrika’yı ziyaret eden BM Internasyonal Göç Örgütü (IOM) Genel Direktörü Amy Pope, “resmi olarak iklim göçü çağına girildiğini” belirtmişti.
BM’nin İç Göçleri İzleme Merkezi’nin (IDMC) 2023’te piyasaya sürülen son raporuna nazaran yalnız 2022 senesinde dünya genelinde yerinden olan insan sayısı yüzde 60 artarak 60,9 milyona çıktı.
Bu kişilerin yarısından fazlası felaketler sebebiyle evlerini terk etmek mecburiyetinde bırakıldı.
Felaketlerin yüzde 99’a yakını hava vakalarına bağlı gerçekleşti.
Kaynak, BBC
BBC Türkçe‘ye konuşan IDCM’in ABD, Avrupa ve Orta Asya’dan görevli Bölgesel Koordinatörü Ricardo Fal-Dutra Santos, insanların bu hava vakalarına iyi mi tepki vereceklerini ya da veremeyeceklerini belirleyen “oldukca sayıda demografik, zamanı, politik, toplumsal ve ekonomik unsur” bulunduğunu belirtiyor.
IDCM verilerine nazaran Türkiye’de de hava vakalarıyla bağlantılı felaketler yüzünden ülke içinde yerinden olanların sayısı artıyor.
Türkiye’de iç göçleri tetikleyen faktörler içinde ilk sırada depremler var.
Depremleri orman yangınları ve seller izliyor.
‘Türkiye 10-15 senedir iklim kaynaklı göçlerden etkileniyor’
Kaynak, Getty Images
Türkiye ve çevresindeki coğrafyayı etkileyen değişik iklim riskleri içinde kuraklık en mühim problem olarak öne çıkıyor.
Türkiye’de artan kuraklığın etkisiyle yoğun göçlerin yaşanması beklenen bölgelerden biri de Konya Havzası.
Bölgede çiftçilerin hareketliliğini inceleyen 2011 tarihindeki bir araştırmanın yazarı, Fransa’daki Tours Üniversitesi’nde Araştırmacı Gülçin Erdi-Lelandais, kuraklığın çiftçiler arasındaki sosyo-ekonomik uçurumu derinleştirdiğini tespit etmişti.
Araştırmada, “Kuraklığın toplumsal neticelerini dikkate alan, koordineli ve gerçekçi bir kamu politikası mevcut değil. Kuraklığa uyum, çoğu zaman doğaçlama ve kısa vadeli önlemler biçiminde ve mevcut olanlara ek olarak yeni toplumsal eşitsizlikler üretiyor” ifadeleri yer ediniyor.
BBC Türkçe‘nin sorularını yanıtlayan Gülçin Erdi-Lelandais, bölgede o günden bugüne çiftçilerin sorunlarının “azalmayıp, arttığını” söylüyor.
Erdi-Lelandais, iklim değişikliğiyle beraber, “tarımsal üretimin düşeceğini hem de ziraat nüfusunun göçünün hızlanacağını” tahmin ediyor.
Konya Havzası’nda, Beyşehir, Meke ve Tuz şeklinde oldukca sayıda büyük göl yer ediniyor. Bu göllerin bir çok, son 30 yılda yarıya yakın küçüldü.
Tuz Gölü şeklinde bazı göllerin kuruması tabanındaki toksik maddeleri açığa çıkarabiliyor. Bu da etrafındaki bölgeleri yaşanmaz hale getirerek, göçleri tetikleyebiliyor.
Kaynak, Getty Images
Fotoğraf altı yazısı,
Suriye’de devam eden kuraklığın etkisiyle Fırat Nehri’nde su Temmuz ayında asla olmadığı kadar düşük seviyelere inmişti.
Kuraklık Türkiye’nin bulunmuş olduğu coğrafya için de yakıcı bir problem.
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneline nazaran (IPCC) 2050 yılına kadar Şimal Afrika ve Orta Doğu’da senenin 12 ayında su kıtlığı problemi yaşanacak.
BBC Türkçe‘ye konuşan BM Çevre Programı’nda Kıdemli Siyaset Danışmanı Doç. Dr. Sulh Karapınar da, iklim göçlerinin gelecek senaryoların mevzusu olmadığını ve Türkiye’nin aslına bakarsan son 10-15 senedir iklim kaynaklı dış göçlerden etkilendiğini belirtiyor.
IPCC Beşinci Değerlendirme Raporu’nun baş yazarlarından Doç. Dr. Karapınar, 2011 yılından bu yana Suriye’den Türkiye’ye üstün dereceli sayıda mültecinin göç etmesine sebep olan çatışmalarda iklim değişikliğinin bir unsur olarak “eklemlendiğini” vurguluyor.
‘Türkiye’ye göç eden Suriyeli çiftçiler yeni alternatifler arıyor’
Kaynak, Getty Images
Suriye’den Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan çiftçilerle ve arazilerin uydu görüntüleriyle meydana getirilen 2022 tarihindeki internasyonal bir araştırma, insanların kuraklık koşullarında iyi mi davrandığına ışık tutuyor.
Araştırmanın yazarlarından Lund Üniversitesi’nde Politika Bilimi Kısmı Öğretim Üyesi Dr. Pınar Dinç, “Suriyeli çiftçilerin savaştan ilkin kuraklık karşısında bir ekip önlemler aldıklarını; ilk tepkilerinin arazilerini terk etmek olmadığını” söylüyor.
BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Dr. Dinç, “Çiftçiler için kuraklık ya da suya erişim zorluğu normal olarak mühim meseleler. Sadece görüyoruz ki aynı dönemde (2006 civarı) aynı kuraklık Irak’ta, Türkiye’de de yaşanırken ziraat alanları işlenmeye devam etmiş.
“Bu bizlere sosyo-ekonomik politikaların, ziraat politikalarının, teknolojik yatırımların önemini konu alıyor” diye ekliyor.
Dr. Dinç, “Türkiye’deki siyasal ve ekonomik durumun git gide zorlaştığı bu zamanda” Suriyelilerin kendilerine yeni alternatifler aradığını söylüyor:
“Bu, kimi görüşmeciler için her türlü imkanı zorlayarak Avrupa’ya gitmek, kimisi için Esad’ın olmadığı bir Suriye’ye dönmek, kimisi için ise vatandaşlıklarını alarak -dolayısıyla daha iyi şartlarda- Türkiye’de kalmak.”
‘Akdeniz devletlerinde 20 milyon şahıs, yalnız deniz seviyesindeki yükselmeyle, yerinden olabilir’
Kaynak, Getty Images
Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’yi etkileyebilecek bir öteki riskse deniz seviyesinin yükselmesi.
ABD, Almanya ve Hollanda’dan bilim adamlarının Akdeniz çevresinde bu riske bağlı ihtimaller içinde göçleri incelemiş olduğu yeni bir araştırma, 2100 yılına kadar Akdeniz çevresinde deniz seviyesindeki yükselişe bağlı olarak 20 milyona yakın kişinin bulunmuş olduğu ülke içinde göç etmek zorunda kalacağını buldu.
Araştırmacılar Akdeniz’in cenup ve doğusundaki göçmen sayısının kuzeye nazaran üç kat daha çok olacağını ön görüyor.
‘Kuruyan bir göletteki piranalar’
Kaynak, Getty Images
Fotoğraf altı yazısı,
AB’nin sığınmacılar için kötümser senaryoları, iklim krizinin besin ve ziraat sistemlerinde çöküşlere yol açarak çatışmaları tetiklediği bir dünya tasvir ediyor.
İşlek internasyonal göç koridolarından önde gelen Türkiye’nin bu sürece iyi mi cevap vereceği direkt Avrupa Birliği’ni (AB) de ilgilendiriyor.
BBC Türkçe’nin ulaşmış olduğu AB Sığınma Ajansı (EURA), AB’nin sığınma bağlantılı göçlerin geleceğine ilişkin senaryolarında iklim değişikliği ve kaynak kıtlığını da incelendiğini söylemiş oldu ve #Asylum2032 başlıklı rapora işaret etti.
Ajansın bu yıl başlangıcında yayımladığı raporda 2032 yılına kadar Avrupa’ya sığınmayla bağlantılı göçlerle ilgili üç ana zorlukla bağlantılı dört senaryo ele alınıyor.
Rapordaki üç ana zorluktan önde gelen iklim değişikliğinin 21. yüzyılda insan hareketliliği açısından “belirleyici itici gücü olacağı” ve internasyonal koruma politikalarını etkileyeceği belirtiliyor.
Öteki güçlük kümeleri küresel gerilimler ve dijitalleşme başlıklarıyla inceleniyor.
Raporda ülkelerin bu zorluklarla ilgili ihtimaller içinde görülen gelişmelerle iyi mi baş ettiğine nazaran dört senaryo projeksiyonu yer ediniyor.
Sığınmacılar açısından en “karamsar” senaryolardan önde gelen, “Kuruyan Bir Gölette Piranalar ve Timsahlar” başlıklı senaryoda da 2032’ye kadar ziraat ve besin tedarik sistemlerinde iklim krizi sebebiyle oldukca sayıda çöküş yaşanıyor, bu durum Cenup Yarımküre’de artan oranda sertlik ve çatışmaya niçin oluyor, ülkeler arası sınır geçişleri zorlaşıyor.
Göçler önlenebilir mi?
Kaynak, Getty Images
Uzmanlar, iklim göçlerinde risklere ve sınır kontrollerine vurgu meydana getiren politikalar yerine, en kırılgan toplulukların güçlendirildiği uyum politikalarının daha mühim olduğunda aynı fikir görünüyor.
ODTÜ Sosyoloji Bölümünde Araştırmacı Sulh Can Sever, iklim göçlerinin herkesi eşit etkilemediğini vurguluyor.
İnsanların göç ve sığınma şeklinde mecburi yer değişiklik yapma davranışları “hareketlilik” terimi altında genelleniyor.
BBC Türkçe‘ye konuşan Can Sever, iklim hareketliliği kadar hareketsizliğin de tehlikeli sonuç bulunduğunu söylüyor:
“Yer değişiklik yapmak de aslına bakarsak belirli bir kapasite gerektiriyor. Mesela, ailedeki yaşlılara ya da hastalara bakım rolünü üstüne alan hanımefendiler, yaşadıkları yerin haricinde kimselerle bağlantısı olmayanlar, istese de gidemiyor.
“Bu insanoğlu küresel ısınmaya minimum katkıyı yapanlar da olsa ceremesini en oldukca onlar çekiyor”.
Konya’daki kuraklık ve ziraatçi göçlerini inceleyen Gülçin Erdi-Lelandais, iklim göçlerinin önlenmesi için bugünden “iklim değişikliğine uyumlu ziraat teknikleri” şeklinde kalıcı çözümler uygulanırken, “ziraat nüfusunun bölgede kalmasını teşvik edici politikaların üretilmesi” icap ettiğini söylüyor.
BM Çevre Programından Dr. Sulh Karapınar, uyum adımlarını erken atmanın maliyetinin geç adımlara nazaran oldukca daha azca ucuz bulunduğunun altını çiziyor.
Lund Üniversitesi’nden Dr. Pınar Dinç, “Türkiye’nin artan kuraklığa karşı iyi mi sürdürülebilir önlemler aldığını, üreticisini, ziraat işçisini korumak için iyi mi adımlar attığını takip etmemiz lazım. Bu adımlar atılmazsa, normal olarak Türkiye’de iç göç de gerçekleşir, besin krizi de yaşanır.” diye uyarıyor.
Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, Avrupa Birliği’nin (AB) göçmen politikasını eleştirerek, göçün nedenleriyle savaşım edilmesi icap ettiğini söylemiş oldu. Duda, “Göçmenlerin yöneldiği ülke biz değiliz. Devletimize bir transit devlet muamelesi yapıyorlar. Dolayısıyla kendi çıkarlarımızın değil, Avrupa’nın çıkarlarının peşindeyiz” ifadelerini kullandı
Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, Avrupa Birliği (AB) sınırlarının korunmasına yönelik mekanizmaların geliştirilmesi ve üye devletlerin yükümlülüklerinin kararlılıkla uygulanması icap ettiğini belirtti.
AA’nın haberine bakılırsa, Portekiz’in Porto kentinde düzenlenen Arraiolos Grubu liderlerinin toplantısına katılan Duda, değerlendirmelerde bulunmuş oldu.
Duda, son iki senedir Belarus’tan gelen “hibrit” göç saldırısından etkilendiklerini öne sürerek “Göçmenler, bununla beraber AB ve Şengen bölgesinin de sınırı olan sınırımızı zorluyor. Bu sınırı kuvvetli bir halde savunuyoruz ve bunun göçe karşı koymanın bir yolu olduğuna inanıyoruz. AB’nin sınırlarını korumaya yönelik mekanizmalar geliştirilmeli ve üye devletlerin taahhütleri kararlılıkla uygulanmalıdır.” diye konuştu.
Göçün nedenleriyle savaşım edilmesi icap ettiğinin altını çizen Duda, şöyleki devam etti:
“Göçmenlerin yöneldiği ülke biz değiliz. Devletimize bir transit devlet muamelesi yapıyorlar. Dolayısıyla kendi çıkarlarımızın değil, Avrupa’nın çıkarlarının peşindeyiz. Hepimizin bunu etkin bir halde takip etmesini istiyoruz. Ümit ederim göç sorununu hep beraber ve uzlaşı içinde çözebiliriz. Böylece Avrupa’nın güvenliğini sağlamak suretiyle etkili ve görevli mekanizmalar geliştirebiliriz.”
Duda, Arraiolos grubunun gelecek yıl Polonya’nın Krakow şehrinde toplanacağını duyurdu.
Estonya Cumhurbaşkanı Alar Karis de X toplumsal medya hesabından yapmış olduğu paylaşımda, “AB’de genişleme başarı göstermiş oldu, bu liyakate dayalı süreci devam ettirelim. Ukrayna muharebeye karşın ilerleme kaydetmiştir. Gerektiği kadar Ukrayna’ya yardım etmeye devam etmeli ve düzeltim sürecinde AB ve NATO’ya doğru ilerlemelerine destek olmalıyız.” ifadelerini kullandı.
ARRAIOLOS GRUBU
Arraiolos Grubu, AB üye ülkelerin cumhurbaşkanı ve devlet başkanlarının yılda bir gayriresmi olarak bir araya gelmesiyle oluşturulan siyasal bir forum.
Senelik toplantılarda, AB’nin geleceği ve küreselleşmenin yol açmış olduğu problemler şeklinde mevzular ele alınıyor.