[ad_1]
Moskova’da bir avm
- Yazan, Steve Rosenberg
- Unvan, BBC Rusya Editörü
Barbie filminin Rusya’da gösterilmesi resmi olarak yasak.
Fakat gayriresmi olarak durum değişik.
Moskova’da bir alışveriş merkezindeyim. Yiyecek alanının yanına dev gibi, pembe bir ev kurulmuş. İçinde pembe mobilyalar, pembe patlamış mısır standı ve gerçek boyutlarda Barbie ile Ken maketleri var.
Bu figürler doğal ki gülümsüyor, zira Batı’nın yaptırımlarına karşın kalabalıklar Barbie filmini izlemeye geliyor.
Rusya’nın geçen yıl süregelen Ukrayna işgalinin arkasından, birçok Hollywood stüdyosu filmlerinin Rusya’da gösterimini durdurdu. Fakat bu filmlerin yasal olmayan kopyaları üretilip, Rusça seslendirilip, sinemalarda gösteriliyor.
Beyazperde salonunun önünde ise hepimiz birazcık daha gizemli ve önlemli şeklinde görünüyor. Bir kişiye hangi filmi izlemeye geldiğini sorduğumda Rus yapımı bir kısa filmi izleyeceğini söyleyip gülümsüyor.
Lisans problemi yaratmaması için Rusya’daki bazı salonlar Rus yapımı kısa filmlere bilet satıp, bu filmlerden ilkin Barbie filmini gösteriyor.
Rusya Kültür Bakanlığı’nın bu durumdan hoşnut bulunduğunu söylemekse zor. Bakanlık geçen ay Barbie filminin “Rusya Devlet Başkanı tarafınca belirlenmiş olan, Rus etik ve tinsel değerlerini koruma ve güçlendirme hedefleriyle uyuşmadığı” açıklamasını yapmıştı.
Burada konuştuğum beyazperde seyircileriyse Barbie’nin gösterime girmesinden fazlaca mutlu olmuş şeklinde görünüyor.
Karina “İnsanların ne izleyeceğine karar verebilme hakkı olmalı. Rus beyazperde salonlarının bu filmleri bizlere gösterebiliyor olması bence iyi” diyor.
Alyona da “Bu, öteki toplumların kültürlerine karşı açık zihinli olmakla ilgili. Değerleriniz uyuşmasa bile izleyebilmek gene de oldukça güzel” görüşünü paylaşıyor.
Rus milletvekili Maria Butina’ya göreyse ne filmimizde ne de Barbie’nin kendisinde “iyi bir şey yok”.
Rus milletvekili Maria Butina
Butina “Bir karı modeli olarak Barbie ile sorunlarım var. Bilhassa buluğluk yaşlarındaki bazı kızlar Barbie şeklinde olmaya çalışıyor ve bedenlerini tüketiyorlar” diyor ve filmin Rusya’daki salonlarda gösterilmesinin yasal olmadığını hatırlatıyor.
“Yasayı çiğnemeyin. Bazı beyazperde salonları hakkında vizyonu neye dayandırarak yaptıkları hakkında soruşturma çağrısı yaptım” diyor.
Bense ona “Yasalara uymanın öneminden bahsediyorsunuz fakat Rusya Ukrayna’yı işgal etti. Birleşmiş Milletler bunun açıkça ulusalararası hukuka aykırı bulunduğunu söylüyor” diyerek karşılık veriyorum.
Butina’nın yanıtıysa “Rusya Ukrayna’yı ve Donbas’ı kurtarıyor” oluyor.
Bu, Rus yetkililerin ana önermesi ve halka savaşın aslolan sorumlusunun Batı olduğu mesajı veriliyor.
Televizyonlarda sabahtan akşama kadar Batılı liderlerin Rusya’yı parçalamaya çalmış olduğu mesajları veriliyor. Okullardaki mecburi ders kitaplarında, 1990’larda Rusya’nın hakkaniyet, kolektivizm şeklinde geleneksel değerleri yerine Batı propogandasıyla bireyselcilik şeklinde değerlerin Ruslara pompalandığı iddia ediliyor.
Moskova’daki alışveriş merkezindeyse hala birçok şahıs Batılı değerleri ve fikirleri deneyimliyor şeklinde görünüyor.
Peki başkentten uzak bölgelerde durum iyi mi?
Ortalama 220 km uzaklıktaki Shchekino’ya gidiyorum. Kentin kültür merkezinde bir konser var, sahnedeyse kamuflajlı askerler. Gitar çalıp vatanseverlik ve Rusya’nın yenilmezliğiyle ilgili şarkılar söylüyorlar.
Bir şarkıysa Ukrayna ile ilgili: “Ana vatanımıza hizmet edecek ve düşmanı ezeceğiz”

Neredeyse tamamı dolu olan salondaki izleyicilerin yaşları karışık; aralarında öğrenciler, askerler ve yaşlılar da var. Süratli şarkılarda onlara dağıtılmış olan Rusya bayraklarını sallıyorlar.
Sahnedeki askerlerin arkasına yansıtılan görüntüler ise Moskova’daki beyazperde salonlarında gösterilenlerden oldukça değişik. Burada ne Barbie ne de Ken var; bir tek Rus tankları, askerleri ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin var.
Doğrusu Barbie manyaklığı Shchekino sokaklarına ulaşmış şeklinde görünmüyor.
Andrei “Şu an morali yükseltmek için yurtsever Rus filmleri yapılması mühim” diyor ve devam ediyor: “Batılı alışkanlıkları hayatlarımızdan çıkarmalıyız. Bunu iyi mi yapabiliriz? Filmler kanalıyla, beyazperde büyük toplulukları etkileyebilir” diyor.
Ekaterina da “Batılı filmlerde cinsel yönelimden oldukça fazla bahsediyorlar. Biz bunu desteklemiyoruz. Rus sineması aile değerleri, aşk ve arkadaşlık üzerinedir” diye ekliyor.
Diana ise sinemayı Rus ve yabancı filmler olarak ayırmaya gönülsüz: “Sanat hepimiz içindir. Nereden geldiğin mühim değil” diyor; “Kendimizi başka ülkelerin sanatlarından alıkoymamalıyız. Daha kültürlü, toplumsal ve ilgi çekici insanoğlu olmak için öteki ülkelerin filmlerini de izlemeli ve kitaplarını okumalıyız”.
[ad_2]
İyi Haber

